KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13167 E., 2012/18236 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/04/2010 gün ve 2008/255-2010/114 sayılı kararı onayan Daire’nin 31/10/2011 gün ve 2010/14588-2012/6297 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 1974 yılından beri ERİŞ ibaresini marka ve ticaret ünvanının esas unsuru olarak kullandığını, bu bağlamda 22,29,30 ve 31 sınıf emtilarda ERİŞ UN, ERİŞ YAĞ, ERİŞ FLOUR MILLS, ERİŞ ve ERİŞLER ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin başta un ve un mamulleri olmak üzere çeşitli gıda ürünlerinin üretim ve satışını gerçekleştirdiğini, uzun yıllara dayalı kullanım sonucu ERİŞ markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, davalının ise, müvekkilinin markalarının esas unsuru olan ERİŞ sözcüğünü esas unsur olarak içeren BAFRA ERİŞBAK + şekil ibaresini 29,
30 ve 39 sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere TPE'ne başvurduğunu, müvekkili tarafından başvuruya yapılan itiraz ve yeniden inceleme taleplerinin TPE YİDK'nun 09.06.2008 tarih ve 2008- M- 3379 nolu kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa başvuru ile müvekkiline ait markaların çok benzer olmasının yanı sıra, markaların kapsamlarındaki ürünlerin de aynı veya benzer olduğunu, tescil talebinde bulunulan 39. sınıftaki mal ve hizmetlerin de müvekkiline ait markaların kapsadığı mal ve hizmetle benzer olup, aynı veya benzer nitelikteki kitlelere hitap etmesi nedenleriyle halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğunu,
başvurunun kötüniyetli olduğunu, öte yandan davalının daha önce tescilini gerçekleştirdiği ERİŞBAK+ şekil markasının hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin önlenmesi ile igili olarak İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın derdest olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’ nın 09.06.2008 tarih ve 2008-M-3379 nolu kararının iptalini, dava konusu BAFRA ERİŞBAK+ şekil ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, markalar bütün unsurları ile değerlendirildiğinde davacıya ait markalar ile müvekkili şirkete ait markanın benzer olmadığını, ERİŞBAK ibaresinin markalarına ciddi bir ayırtedicilik kazandırdığını, söz konusu ibarenin tali bir nitelik değil asıl vurgu kelimesi olarak kullanıldığını, başvurudaki ERİŞ ibaresinin müvekkili şirket sahibinin soyadı olduğunu, müvekkili şirket sahibinin tüm ticari hayatı boyunca kullandığı soyadını markanın bir kısmında kullanmasının doğal olduğunu, müvekkili şirket sahibinin kuruluşundan beri ortağı olduğu davacı şirketten 2000 yılında ayrıldığını,
Eriş ibareli davacı markalarının gelişmesine nun da katkısının bulunduğunu, davacıdan ayrılma aşamasında soyadının kullandırılamayacağını düşünmediğinden özel bir marka sözleşmesi yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen 19.02.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak, iptal ve hükümsüzlük davaları yönünden davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nun 09/06/2008 tarih ve 2008-M-3379 sayılı kararının 29-03-06-07, 30-02-03-10-11-18-19 sınıf ve alt gruplar yönünden iptaline, davalı şirket adına tescilli BAFRA ERİŞBAK+Şekil ibareli markanın tescilli olduğu 29-03-06-07, 30-02-03-10-11-18-19 sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davalı şirketin marka tescil başvurusu tarihi itibariyle, davacının kendi markasının tanınmış olduğunu kanıtlayamamış olmasına göre onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13167, K. 2012/18236, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama