KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13228 E., 2013/11200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2011 tarih ve 2008/140-2011/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “şekil+eser inşaat ve ticaret a.ş.” ibareli markanın 25.02.1999 tarihinden bu yana sahibi iken, 27.07.2006 tarihinde, şirketin o tarihteki genel müdürü İlhan Adiloğlu tarafından, oğlu Can Adiloğlu'nu da vekil tayin etmek suretiyle çoğunluk hissesi ve yönetimi kendisinde olan ETS Eser Ticaret ve San. A.Ş’ye (ünvan değişikliği ile ETS Eser Taahhüt ve San.
A.Ş.) markayı usulsüz olarak devrettiğini, bu devrin iptali için dava açıldığını ve açılan davanın lehlerine sonuçlandığını, bu dava devam ederken, yetkilisi İlhan Adiloğlu olan davalının, müvekkilinin anılan markası ile benzer olan “espm eser+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, böylelikle, usulsüz marka devir işlemi ile yetinilmeyerek,
müvekkili şirketin logosunun ve markasının, devam eden bir dava olmasına rağmen kötüniyetli olarak ve haksız surette ESPM Eser Proje ve Mühendislik A.Ş. adına tescil ettirilmeye çalışıldığını, müvekkili tarafından başvuruya itiraz edildiğini ve TPE Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazlarının kabul edilerek başuvrunun reddine karar verildiğini, ancak davalının bu karar itirazı üzerine YİDK tarafından marka devrinin iptali için açılan dava sonuçlanmadan müvekkilinin itiraza mesnet markaya dayanamayacağı gerekçesiyle itirazın kabul edildiğini ve markanın tescil işlemlerine devam edildiğini,
ancak marka devrinin iptali kararı ile YİDK kararının hukuki dayanağını yitirdiğini ileri sürerek YİDK kararının iptalini, başvurunun reddini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Diğer davalı vekili, davacı şirketin ve müvekkili şirketin bir dönem grup şirketler olduğunu ve itiraza mesnet markanın taraflar tarafından kullanıldığını, müvekkilin “eser” ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanım hakkı olduğunu, müvekkilinin başvurusu ile davacı markasının benzer olmadığını, davacının itirazına mesnet markanın sahibi olmadığını, müvekkili tarafından yapılan marka başvurusunun marka devrinin iptali için açılan davadan önce olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, markaların hizmet sınıfı bakımından kısmen örtüştüğü, ancak davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğu, bu nedenle markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüz kılınması gerektiği, davalının davalının 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddesi anlamında önceki hak sahipliğine ilişkin sunduğu delillerde markasal kullanım olarak ESPM esas unsuruna yer verdiği, “eser” ibaresinin bu kullanımda tamamen arka planda kaldığı,
oysaki dava konusu marka başvurusunda “ESER” ibaresinin “ESPM” ibaresinden de ön plana çıkartılmak suretiyle markada baskın konuma getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline davalı adına tescilli markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13228, K. 2013/11200, 29 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama