KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13315 E., 2012/14937 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2010 tarih ve 2009/253-2010/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili ve diğer davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketinin LOST ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından TPE nezdinde yapılan itirazların, nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa ki müvekkil şirketin 1985 yılında Amerika’da kurulmuş, giyim ürünleri konusunda dünya çapında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olan ve bu nedenle Paris Sözleşmesinin 8. maddesi ile 556 sayılı KHK’nın 8/5 hükmü çerçevesinde koruma altında bulunan LOST ibaresinin,
aynı zamanda dünya çapında tanınmış bir marka olduğundan Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi ve 556 sayılı KHK’nın 7/ı ve 8/4 maddeleri kapsamında da koruma altında bulunduğunu, markayı ilk defa fiilen 1992 yılında kullanan ve başta Amerika’da 1997 yılında marka tescili olmak üzere pek çok ülkede ulusal marka tescilleri yaptıran, ayrıca topluluk markası olarak tescil ettiren müvekkilinin LOST markasının gerçek hak sahibi olduğunu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında önceye dayalı hak sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkil markasının aynısını aynı emtialarda tescil ettirmek istemesinin,
müvekkil markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla ve kötüniyetle marka başvurusunda bulunduğunu gösterdiğini, hukuka aykırı olarak ve yine kötüniyetle tescil ettirilen 2006 64845 sayılı marka tescilinin davalıya müktesep hak sağlamasının söz konusu olamayacağını, dünya çapında faaliyette bulunan müvekkil ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilin dünya çapında tescilli ve tanınmış markasının ve ünvanının aynısını TPE nezdinde tescil ettirmiş olmasının TTK’nun 56 ve 57/5 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek.
TPE YİDK’nın 03.08.2009 tarihli 2009-M-3469 sayılı kararının iptaline, davalı başvurusunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı şirketin 2006 64845 sayı ile tescilli LOST ŞEKİL markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacının LOST başka ülkelerde marka olara tescil ettirmesinin ve ticaret ünvanında LOST ibaresi bulunmasının, markanın tanınmış marka olduğunu ve davacının marka üzerinde mutlak hak sahibi olduğunu göstermeyeceğini, hükümsüzlüğü talep olunan müvekkil markasının, tanınmışlığı kabul edilmeyen bir marka için, sadece ticaret ünvanında yer alan bir ibare olması nedeniyle koruma talep edilemeyeceğini, LOST markasının Türkiye’de giyim sektöründe kimse tarafından tanınmadığını, Paris Sözleşmesinin 6. maddesindeki koruma şartı olan “koruma talep edilen ülkede bilinme” şartının gerçekleşmediğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve TTK 20. maddesine gereğince basiretli davranmak zorunda olan davalının, dünyanın çeşitli yerlerindeki tescilli markayı bilmemesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı dolayısıyla davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı adına tescilli 2008-05698 nolu Lost ve yine davalı adına tescilli 2006-64845 nolu Lost+şekil markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalı TPE vekili ve diğer davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekili ve diğer davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13315, K. 2012/14937, 3 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama