KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13802 E., 2013/12814 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.06.2012 tarih ve 2010/323-2012/367 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankadan genel ticari kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, davalılara muacceliyet ihbarnamesi keşide edilmiş olmasına rağmen, davalıların borcu ödemediklerini ileri sürerek, 89.150,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin takip tarihi itibariyle 15.358,98 TL borcu olduğu, diğer davalılar yönünden ise sözleşmede kredi limiti ya da kefalet limiti belirtilmediği, sözleşmenin eki olan ödeme planının kefil olan davalılarca imzalanmadığı, bu davalılar yönünden kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 15.358,98 TL'nin takip tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirkete kullandırılan kredinin kat edilmesi nedeniyle alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, kefillerin kefalet limitlerinin sözleşmede yazılı olmaması nedeniyle kefil olan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içindeki davalı kefiller tarafından imzalanan 26.11.2007 tarihli sözleşmede kefalet limiti 130.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Bu durumda, davalıların asıl sözleşmenin kefili oldukları bilahare limit artışı yapıldığında da kefalet limiti belirtilerek bu artışa da kefil oldukları göz önüne alınarak, bu limitle sınırlı olarak sorumluluklarına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın redine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, bilirkişi tarafından icra takip tarihine kadar vadeleri gelen taksitler için hesaplama yapılmış ve mahkemece bu taksitler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 101/2. maddesi gereğince borcun ifa edileceği gün taraflarca kararlaştırılmış olduğunda, kararlaştırılan gün itibariyle borçlu temerrüde düşeceğinden muacceliyet ve temerrütün takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabul edilmesi doğru olmadığı gibi davalılarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin 30. maddesinde de taksitlerden birinin ödenmemesi halinde diğerlerinin de muaccel olacağı hükmünün de gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13802, K. 2013/12814, 18 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama