KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14193 E., 2013/14357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/03/2012 tarih ve 2011/20-2012/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin, devlet tarafından kapatılan Marmarabank aracılığıyla satın aldıkları 31.08.1994 ve 08.06.1994 tarihli hazine bono bedellerinin müvekkillerine ödenmediğini, bu nedenle oluşan zararlarının tazmini için davalı aleyhine açılan davaların kabul edildiğini, ancak müvekkillerinin zararlarının karar altına alınan miktarlardan fazla olması nedeniyle davalı idare aleyhine bu kez munzam zararlarının tazmini için Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın kısmen kabul edildiğini, anılan davada faizin tale edilmediğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'ııin 2006/139 E, 2008/291 K. sayılı ilamı ile kabul edilen talep miktarları üzerinden, müvekkillerinden ... için 2.208,56 TL, Basri Çetin için 3.342,98 TL munzam zarar alacağına, munzam zarar davasının açılış tarihi ve davalının temerrüde düştüğü tarih olan 10.11.2000 tarihinden itibaren hesaplanan 6.931,78 TL ile 10.492.84 TL reeskont faiz alacağının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu, fer’i nitelikte olan faiz alacağının ayrı dava konusu yapılamayacağını, faize faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hazine bonolarının vade yani muaccel hale gelme ve temerrüt tarihlerinin 08.06.1994 ve 31.08.1994 olup, somut davanın 15.12.2008 tarihinde açıldığı, aradan 14 yıllık bir sürenin geçtiği, Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi hükmü uyarınca, munzam zararlara uygulanacak zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, buna göre zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
va, evvelce hükmedilen munzam zararın faizinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece temerrüt tarihleri nazara alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılık olup, 818 saylı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi hükmüne göre borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan, asıl borç ödenmedikçe borcun ifasına kadar her gün artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur ve 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Taraflar arasında görülen ve kesinleşen davada davalı tarafından, 31.08.1994 ve 08.06.1994 tarihlerinde temerrüde düşülmüş ve temerrüde düşülen borç faiziyle birlikte davacılardan ...’e 09.08.2001 tarihinde, diğer davacı Basri Çetin’e ise 27.09.2001 tarihinde ödenmiştir. Davacıların munzam zararı, ödemenin yapıldığı tarihe kadar her gün artarak devam ettiğine göre, davacılar dava tarihinden geriye doğru 10 yıl gidildiğinde 15.12.1998 tarihinden ödemelerin yapıldığı 09.08.2001 ve 27.09.2001 tarihine kadar gerçekleşen ve zamanaşımına uğramayan munzam zararlarının faizini talep edebilirler.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda 15.12.1998 tarihi ile tahsil tarihi olan 09.08.2001 ile 27.09.2001 tarihi arasında oluşan munzam zararın faizinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14193, K. 2013/14357, 5 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama