KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14293 E., 2012/16781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2012 tarih ve 2012/644-2012/644 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili bankanın Kredi Sözleşmesi gereği toplam 145.962,77 TL alacaklı olduğunu vadesinde borçlunun borçlarını ödemediğini, yapılan ihtara rağmen yine ödemediğinden, borçluların borcuna ve masraflarına yeterli miktarda taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Dosya üzerinden karar verilip, davalıya tebligat çıkarılmamıştır.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; kredi sözleşmesinde geçerli hukuk ve yetki alanının kararlaştırıldığı ve taraflar arasırnda Amsterdam Şehri Mahkemeleri'nin münhasır yetkiye sahip olacağının belirlendiği, bu durumda ihtiyati haciz kararı verme görev ve yetkisinin mahkemelerine ait olmadığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 24/2 maddesinde Amsterdam şehri mahkemelerinin münhasır yetkiye sahip olacağının belirlendiği kabul edilmişse de aynı madde hükmünde bankanın kredi alan veya bir müşterek borçlu ve kefil aleyhine, sözkonusu kişinin kurulduğu veya ikamet ettiği veya varlıklarını tuttuğu diğer bir yargı alanında yasal takibata başlama hakkına halel gelmeyeceği kararlaştırıldığına göre anılan maddedeki düzenlemenin, İİK'nun 258 ve 50/1. maddeleri delaletiyle uygulanması gereken HMK'nun 17. maddesinde belirtilen biçimde bir kesin yetki kuralı niteliğinde kabul edilemeyeceği açıktır. Bu durumda, karşı tarafın yetki itirazı olmaksızın mahkemece resen yetkisizlik kararı verilemeyeceğinden kararın temyiz eden alacaklı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14293, K. 2012/16781, 22 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama