KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14349 E., 2013/13325 K.·Haklar Hukuk Mahkemesi (Kartal Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 tarih ve 2011/180-2012/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının “HARLEY DAVIDSON” ibareli markalarının dünya çapında bir çok ülkede tescilli ve tanınmış markalar olduğunu, davalının, müvekkilinin markalarıyla iltibasa yol açacak “HARLEYCİ” markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalının bir müddet müvekkilinin Türkiye'deki distribütörlüğünü yaptığını, davalının haksız kullanımının müvekilinin markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayacağını, ilgili yetkili satıcılık sözleşmesi ile davalı tarafa davacının markaları ile aynı veya bunlara benzer markaların tescili konusunda herhangi bir hakkın verilmediğini ileri sürerek, davalının “HARLEYCİ” markasının 556 sayılı KHK'nın 44. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı Harley Davidson Europe Ltd. ile davalı arasında akdedilen sözleşme gereği 1996-2010 yılları arasında davacının sahibi bulunduğu “HARLEY DAVİDSON” markalı motosiklet, parça ve aksesuar ile sözleşmede belirtilen diğer ürünlerin satış ve servis hizmetini davalının sağladığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini özen ve özveri ile yerine getirdiğini, bu markanın tanıtılmasında önemli ölçüde emek ve çaba sarfettiğini, “HARLEY DAVİDSON” markası ile ilgili tüm faaliyetlerinin dayanağının bu sözleşme olduğunu,
müvekkilinin uzun yıllar kendi emek ve çabaları ile geliştirmiş olduğu ticari faaliyet ve hizmetlerinin başkaca hizmetlerden ayırt edilebilmesini sağlamak, garanti, himaye ve reklam fonksiyonlarından da yararlanmak amacı ile “HARLEYCİ” ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunduğunu, markaların benzemediğini, her iki markanın tescil sınıflarının farklı olduğunu, “HARLEYCİ” markasının uzun süre kullanılması nedeniyle ayırtedici nitelik kazandığını, davacının taraflar arasındaki sözleşme devam ederken “HARLEYCİ” markasının kullanımına herhangi bir itirazda bulunmadığını,
sözleşme süresinin sona ermesinden sonra iş bu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, “HARLEYCİ” markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, her iki tarafın tescilli markalarını birbirinden ayıran harf değişikliğinin ayıredicilik sağlamadığı ve iltibası önlemediği, tarafların markalarının tescil edildiği sınıfların aynı/benzer olup, fiilen yürütülen ticari faaliyetin aynı mal ve hizmet sektöründe bulunduğu, davacı şirketin tescilli markalarının davalı markasından çok daha önce tescil edildiği, hitap edilen müşteri kitlesinin de benzer olduğu, davalı şirketin marka seçiminde iyiniyetli bulunmadığı, bu nedenle davanın hak düşürücü süreye tabi olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı adına 16. ve 35. sınıflar bakımından tescilli olan “Harleyci” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14349, K. 2013/13325, 26 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama