KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14391 E., 2013/11216 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.05.2012 tarih ve 2012/44-2012/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yaklaşık 52 yıldır sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, kuruluşundan beri kullandığı “bilim” markasını 1980 yılında tescil ettirdiğini, söz konusu markanın ilgili sektörde tanındığını ve müvekkili ile bütünleştiğini, müvekkiline ait markanın davalı tarafından kullanılmasının 556 sayılı KHK'nın 9/2. maddesine aykırı olduğunu, bir sağlık çalışanı olan davalının müvekkiline ait tanınmış markayı kullanmasının kötüniyetli olduğunu, davalının haksız kazanç sağladığını ve tüketicileri yanılttığını ileri sürerek, davalının müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesine, kararın ilanına, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “Bilim Laboratuvarı” ibareli markanın sahibinden aldığı izin ile söz konusu markayı kullandığını, anılan markanın sahibi olmayan davacının dava açma hakkının bulunmadığını, ayrıca davanın markanın tescilli sahibi aleyhine açılmasının gerektiğini, müvekkilinin Bilim Tıbbi tahlil adını 1984 yılından beri kullandığını, marka tescilinin ise 8 yıl önce yapıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını, Bilim Laboratuvarı'nın işletme adı olarak kullanıldığını, markasal kullanımın olmadığını, davacı ile davalının iştigal konularının farklı olduğunu, davaya konu mal ve hizmetlerin alıcıları da gözetildiğinde iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak; davalının oldukça uzun bir süre dava konusu ibareyi markasal kullandığını davacının bilmesine rağmen sesiz kalarak dava açmaması sebebiyle dava açma süresini yitirdiği, bu halde de MK'nın 2. maddesi anlamında iddiaları değerlendirmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14391, K. 2013/11216, 29 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama