KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14521 E., 2013/14497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.07.2011 tarih ve 2008/289-2011/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili şirketin radyo ve televizyon yayıncılığı alanında faaliyet gösterdiğini, faaliyetlerinde ticaret unvanının özünü teşkil eden "BEST" ibaresini kullandığını, "BEST" ibaresi yanında bir çok marka tescilinin bulunduğunu, bunlardan "Best FM Sesli Gazete" markasının ilk kez 2004 yılında 2004/42835 kod numarası ile müvekkili adına tescil olunduğunu, davalılardan ...A.Ş.'nin de radyo yayıncılığı yaptığını ve sabah 08:30 ile 10:00 saatleri arasında yaptığı diğer davalı ...'nin sunduğu yayında "SESLİ GAZETE" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili markasına tecavüzde bulunduklarını,
"Sesli Gazete" programının sabah gazetelerin okunduğu bir program olduğunu ve tüketiciler tarafından bilinirlik seviyesinin yüksek olduğunu, davalıların "SESLİ GAZETE" ibaresini internet ortamında ve web sitesi içeriğinde; radyoda yayınladıkları sabah haber kuşağı programlarında kullanımının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkili markasına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men ve ref'ine 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davanın davalısı ...A.Ş. vekili, davacının tescilli markasını kullanımı ile müvekkili kullanımının farklı olduğunu, müvekkilinin program isminin "... İle Sesli Gazete" şeklinde olduğunu, ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7/1-(c) ve (f) bentleri uyarınca tescil edilemeyeceğini, "Sesli Gazete" ibaresinin gerçek sahibinin müvekkili yanında program yapan diğer davalı ... olduğunu ve 1993 yılı Mart ayından itibaren bu ibareyi programlarında kullandığını, ayrıca davacının sessiz kalma suretiyle dava açma hakkını kaybettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davanın davalısı vekili ... vekili, öncelikle müvekkili ve diğer davalı ikametgahının İstanbul olması nedeniyle yetki itirazında bulunmuş, davalının marka kullanımı ile müvekkili kullanımının bir birinden farklı olduğunu, ibarenin 16 yıldır müvekkili tarafından kullanıldığını ve müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin ilk olarak 1993 tarihinde davacı yanında çalışırken bu ibareyi kullandığını, daha sonra bir çok radyo kanalında aynı ibareyle yayın yaptığını, marka üzerinde müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "Sesli Gazete" adının ilk kez 09.07.1993 tarihinde davalı ... tarafından davacı şirkete ait radyo kanalında kullanılmaya başlandığı, ancak davacı şirket ile davalı ... arasında yapılmış "yayın ve isim" haklarını düzenleyen ve kime ait olduğunu belirleyen bir sözleşme bulunmadığı; ancak taraflardan davalı ...'nin 1993 yılında ilk kez davacı radyosunda başlamak üzere "Sesli Gazete"; "... ile Sesli Gazete" adları altında farklı radyolarda aynı formatta radyo programları yaptığı, davacı radyosundan ayrıldıktan sonra çalıştığı farklı ve çok sayıdaki radyolarda da aynı adla radyo programı yaptığının davacı tarafça bilindiği;
zira bu kullanımların ve radyo değişikliklerinin çok sayıda habere konu olduğu, davalı ...'nin bu kullanımlarının ve programlarının dava tarihine kadar da sürdüğü; davacının 1994'ten davanın açılmasına kadar geçen süre içinde davalı ...'nin bu kullanımlarına sessiz kaldığı;
yine davacı şirketin sadece davalılar değil başka birçok radyonun da "Sesli Gazete" adı altında benzer formatta programlar yaptığını tespit etmesi nedeniyle 2008 yılında kendi yayınladığı program ismini değiştirerek "Konuşan Türkiye" adı ile yayınlarını sürdürdüğü;Davalı ...'nin 1993 yılında davacı radyosunda 3-4 ay kadar "Sesli Gazete" adlı programı yaptıktan sonra bazı çalışanlar ile birlikte başka radyolar ile anlaşma yaparak aynı adla benzer formatta yorum programlarını yapmaya devam ettiğinin davacı tarafından da bilindiğinde kuşku bulunmadığı; davalının bu kullanımlarının dava tarihine kadar devam ettiği;
programın adı üzerinde bir hakkı olduğunu düşünerek hukuken korunması gereken iyi niyet ve emek sarf ettiği, davacının program isminin ... ile birlikte veya tek başına yaratılması konusunda başlangıçta bir hakkı olduğu kanıtlanamamış olmakla beraber, bu yönde bir kabulden hareket edilse dahi, dava tarihine kadar geçen 15 yıla yakın bir süre; marka başvurusu yaptığı 2004 yılından itibaren ise 3,5 yıl gibi dava açmak için makul sürenin oldukça üzerinde bir süre sessiz kalarak 2008 yılında açtığı bu davanın MK.
2. madde anlamda açık bir hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla suskun kalmak suretiyle davalılar aleyhine bu davayı açma hakkını kaybettiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine akrar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14521, K. 2013/14497, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama