KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15053 E., 2012/17901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/04/2012 tarih ve 2012/7 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi karşı taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait “...” markasına tecavüzde bulunduğunu, bu konuda davalı ile müvekkili arasında görülen Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2010/52 ve 53 Esas sayılı davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, gerek bu davalardan gerekse davalıya gönderilen ihtarnamelerden, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça kötü niyetli olarak yapıldığının anlaşıldığını, son olarak Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/47 D.İş sayılı dosyasında istenen delil tespiti ile marka hakkına tecavüzün devam ettiğinin tespit edildiğini,
bu tecavüzün dava boyunca önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmez ise müvekkilinin haklarının ciddi anlamda ihlal edilmiş olacağını belirterek ihtiyati tedbir istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli şartları yerine getirerek davaya konu marka hakkını birlikte çalıştıkları ve davacının murisi olan rahmetli ...’nun adına ve hatırasına sahip çıkabilmek amacı ile tescil ettirdiklerini, müvekkiline daha evvel verilen marka hakkının sonradan ikinci kez davacıya verilmesine anlam veremediklerini, yapılan tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davcaının kötü niyetli olduğunu, T.P.E.’nün ikinci kez aynı markayı tescil etmesinin düşündürücü olduğunu savunarak tedbir talebinin ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının sunduğu deliller değerlendirildiğinde ... markasının fiilen davalı tarafından kullanıldığı, markanın kullanılmasına devam edilmesi halinde mahkemece esas hakkındaki dava kabul olunur ise davacı açısından telafizi imkansız veya güç zararlar meydana gelebileceği kanaati ile ihtiyati tedbir isteminin kabulüne, bu karara itiraz eden davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı adına tescilli markaya yönelik tecavüzün önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390. maddesinin 1. Fıkrasına göre "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir." denilmekle ihtiyati tedbir isteminin esas hakkında görevli olan mahkemeden talep edilebileceği belirtilmiştir.Davada tescilli markadan doğan haklara dayanılmış olmasına göre esas hakkındaki davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun en son 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile bu mahkemelerin yargı çevreleri adli yargı adalet
komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmiştir.
Bu durumda davanın bağlı olunan adalet komisyonunda bu davalara bakmakla görevlendirilmiş mahkemece görülmesi gerektiğinden Sandıklı İlçesi’nin bağlı bulunduğu Afyon Adli Yargı Adalet Komisyonu’nda bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin iki tane olması halinde 1 numaralı olan mahkemenin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ihtisas mahkemesi olması nedeniyle uyuşmazlığın açıklanan şekilde belirlenecek ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken,
mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15053, K. 2012/17901, 12 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama