KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15148 E., 2013/15517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.11.2011 tarih ve 2011/167-2011/88 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirket tarafından ... adresindeki gayrimenkulün satın alınması için davalının ekspertiz müdürlüğü ile yapılan anlaşma üzerine 23/09/2005 tarihinde davalı Finans Bank...Şb. nezdindeki 30421-0496 nolu hesabından davalı bankaya 35.000,00 TL havale yapıldığını, ancak 24/09/2005 tarihinde Tapu Müdürlüğü'ne satış işlemlerinin tamamlanması için gidildiğinde gayrimenkulün kaydında satılamaz şerhi bulunması nedeniyle davalının devir borcunu yerine getirmediğini, taşınmaz satışının yapılmamasının davacıdan kaynaklanmadığını,
akdin gerçekleşmemesi durumunda verilenlerin iadesinin dürüst tacirden beklenen davranış olduğu halde davalının müvekkili tarafından ödenen parayı iade etmediğini, davacı şirket tarafından havale edilen 35.000,00 YTL ile aidat ve katkı payı tutarı olarak ödenen 3.522,00 YTL’nin bir çok kez davalıdan talep edilmiş olmasına rağmen geri verilmediğini, davalının müvekkilinin alacağını 13/10/2008 tarihinde icra takibi sonucu ödediğini, davalının 35.000,00 TL’yi 27/09/2005 tarihinden 13/10/2008 tarihine kadar haksız olarak elinde tuttuğunu, müvekkilinin bu parayı bu süre içinde kullanamadığını ileri sürerek,
davalıya ödenen 35.000 TL’nin 27/09/2005 tarihinden 13/10/2008 tarihine kadar hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi olarak şimdilik 5.000 TL’nin aynı süre için hesaplanacak temerrüt faizi ile karşılamayan munzam zararı olarak da 500,00 TL’nin dava tarihinde itibaren yasal faizi ile birlikte ve davacının ödemek zorunda kaldığı (masraf ve harç toplamı) 1.897,10 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davacının davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL faiz alacağı ile 500,00 TL munzam zararın 01/02/2008 dava tarihinden itibaren seneliği %9 kanuni faizi ile davalıdan tahsiline, davacının 1.897,10 TL'lik (masraflar, harçlara ilişkin) talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... katılma yoluyla davacı vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Uyuşmazlık, taraflar arasındaki taşınmaz değer tespiti için yapılan ekspertiz sözleşmesinin uyarınca ödenen paranın, bu sözleşmenin yerine getirilmesinden vazgeçmeye dayalı olarak iadesi üzerine faiz, munzam zarar ve masrafların tahsiline yöneliktir. 818 sayılı BK.’nın 101 vd. maddeleri uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Somut uyuşmazlıkta sözleşmenin ifasının mümkün olmadığının anlaşılmasına karşın, bu sözleşme ile davalı tarafın almış olduğu bedelin iadesi için gönderilen ihtarnamenin davalıya 28/08/2008 tarihinde tebliğ olunduğu, bu ihtarnamede verilen beş günlük süre ile davalının 06/09/2008 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü anlaşıldığına göre, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, bu tarihten öncesi için davacının munzam zarar ve faiz talebinde bulunması mümkün değildir.
Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan bir alacak söz konusu olduğunda sözleşmeye dayalı alacağın sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir.
Davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt için belirli bir tarih belirlendiği hususu da ileri sürülmediğine göre, davalı aleyhine açılan işbu davanın reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15148, K. 2013/15517, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama