KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15360 E., 2013/13217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.03.2012 tarih ve 2011/30-2012/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...l tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin almış olduğu karar gereği, şirket yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzam edilmesine karar verildiğini, bu durumunda davalı bankanın sistem kayıtlarına işlendiğini, ancak buna rağmen davalı banka şube yetkilileri tarafından müvekkili şirkete ait hesaptan şirket ortaklarından ...'in tek imzası ile 29.12.2006 tarihinde ...'e, 04.01.2007 tarihinde ...'in yetkilendirdiği Atilla Akbay'a ödeme yapıldığını, bu nedenle müvekkili şirketin zarar gördüğünü, zarar tutarının davalıdan talep edildiğini ileri sürerek, 15.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesabın açılış sırasında şirketin müvekkili bankaya ibraz ettiği ana sözleşmesine göre şirket yönetim kurulu üyelerinden ..., ..., ... ve ...'in şirket unvanı veya kaşesi altına atacakları münferit imzalarıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış olduklarını, 05.12.2006 tarihinde şirketin ...'in olmadığı yönetim kurul toplantısında şirketin müşterek imza ile temsil edilmesine karar verildiğini, ...'in talebi üzerine Ticaret Sicil Memurluğu tarafından 20.12.2006 tarihinde anılan yönetim kurulu kararının tescilinin iptal edildiğini,
bunun üzerine ... tarafından ticaret sicil tasdiknamesi ve yeni imza sirkülerinin ibraz edilmesi üzerine 29.12.2006 ve 04.01.2007 tarihlerinde ödemelerin yapıldığını, davacı şirket dışındaki davacı gerçek kişilerin taraf ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu zararın şirket zararı olmasından dolayı davacı gerçek kişilerin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacı şirket yönünden ise ...Ticaret Sicil Memurluğu'nun iptal kararının 28.12.2006 tarihinde sicil memurluğunca davacıların itirazı üzerine kaldırılmasına rağmen 1 gün sonra ilk ödemenin, 5-6 gün sonra ikinci ödemenin yapıldığı ancak iptal kararının geri alındığına dair yazının bankaya ulaştığının ve bankaca bu haberdar olunduğunun kanıtlanmadığı,
bankanın elindeki belgelere göre tek başına işlem yapmaya yetkili kişi ve onun görevlendirdiği kişiye ödeme yapmasında kanuna ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ayrıca 05.12.2006 tarihli müşterek imza ile temsile ilişkin yönetim kurulu kararının ödemelerin yapılmasından sonra ... tarafından iptali istemli açılan dava sonucunda iptal edildiği ve bu kararın onandığı gerekçesiyle, davacı şirket yönünden davanın, diğer davacılar yönünden aktif husumet ve sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirket tarafından daha önceki tek imza ile temsil yetkisinin kaldırıldığı ve bildirimden sonra bankanın çift imza ile ödeme yapması gerektiğinin müşterisi davacı tarafından davalı Banka'ya bildirildiği yanlar arasında çekişmesizdir. Davacı şirket tarafından bankaya çift imza ile ödeme yapılması bildirildiğine göre davalı Banka müşterisi tarafından verilen bu taimat ile bağlıdır. Daha sonra kendisine Ticaret Sicil Memurluğu'ndan farklı bir yazı getirilse dahi akdi ilişkisi bulunan davacı şirketi haberdar etmeden ödeme yapması 818 sayılı BK'nın 99. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan davalı Banka'yı sorumluluktan kurtaramaz. Bu itibarla, anılan hususlara nazaran davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15360, K. 2013/13217, 24 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama