KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15500 E., 2013/13161 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
620 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2010/37-2012/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, sigorta ettiren ...' un davalıya Ferdi Hayat Sigortası Sözleşmesi yaptırdığını, müvekkillerinin söz konusu sigorta sözleşmesi kapsamında lehdar olarak tayin edildiklerini, ...'un 06.09.2005 tarihinde vefatı üzerine poliçe lehdarı sıfatı ile davalıya başvurduklarını, kendilerine poliçede belirtilen bedelin ödenmeyeceği ve tenzilat yapılacağının bildirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 1.000 TL'nin 06.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 17.166 TL daha arttırarak, toplam 18.166 TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin müvekkili şirket nezdinde Dolara endeksli yatırımlı hayat sigorta poliçesi ile sigorta koruması kapsamına alındığını, 26.09.2004-26.03.2005 tarihleri arasında primlerin vadelerinde ödenmemesi üzerine poliçenin üzerinden 3 yıl geçtiği gözönüne alınarak Hayat sigortası genel şartlarının C-5 hükmünce tenzili yani prim ödemeden muaf sigorta haline çevrildiğini, ancak davcıların murisinin ödenmemiş prim borçlarını ödeme talebi zerine sigortanın tekrar yürürlüğe konulduğunu, bu işlemler sırasında tanzim olunan sağlık beyanı formunu gerçeğe aykırı doldurduğunu,
bu nedenle poliçenin yeniden yürürlüğe konulması işleminin hükümsüz kaldığını, olayda sigortalının sigortacının poliçenin yeniden yürürlüğe konulması yolundaki kararını tamamen etkileyecek nitelikteki 29.12.2004 tarihindeki intihar teşebbüsünü müvekkili şirketten saklamış olduğunu ve bu yolda bilinçli olarak suskun kaldığını, kaldı ki, ardından intihar etmek sureti ile hayatına son veren sigortalının, bir "avukat" olduğu gözönüne alındığında, beyan yükümlülüğünün ihlalindeki bilinçlilik unsurunun çok daha net olarak tezahür etmekte olduğunu, şirkete karşı beyan yükümlülüğü kısıtlı olarak ihlal edilmesi nedeni ile,
dava konusu tazminat talebinin yasal dayanağının yitirildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, sigorta sözleşmenin yeniden yürürlüğe konulması aşamasında sigorta ettirenin yanlış beyanda bulunması halinde Genel Şartlar bölümünün C2 hükmü uygulanacağı, sigortacının sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeni ile tazminat hakkını kaybettiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı,
sigorta ettirenin sağlığına ilişkin bilgileri saklamış olsa da, sigortacı durumu öğrendiğinden itibaren 1 aylık süre içinde sözleşmeden cayma hakkını kullanmazsa sigorta bedelini ödemekle yükümlü olduğu, davalı sigortacının sözleşmeden caydığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı, sigortalının intihar veya intihara teşebbüs neticesinde ölmesi ve sigorta sözleşmesinin aralıksız olarak en az 3 yıl devam etmiş bulunması halinde sigortacının poliçede yazılı sigorta bedelini tamemen ödemekle yükümlü olduğu,
sigorta ettirenin akli melekelerinde rahatsızlık olması ve bunu saklaması halinde dahi sigortacının tazminat ödeme borcu devam edeceği, zamanaşımı süresi bakımından bilirkişi raporu öncesinde sigorta bedeli davacılarca bilinemediğinden ıslah tarihi öncesinde zamanaşımı süresinin tamamlanmadığı gibi davalı şirketin 09.12.2005 tarihili cevabi yazı ile davacılar nezdinde eksik belgelerin ikmali sonrası sigorta bedelinin ödeneceği konusunda BK 133/1 md.) izlenim oluşturduğundan alacağın zamanaşımına uğramadığı,
gerekçesi ile davanın kabulüne, 18.166 TL sigorta tazminatından 1.000 TL'nin 03.07.2006 dava tarihinden, 17.166 TL'nin ise, 17.03.2010 ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 06.09.2005 tarihinde riziko gerçekleşip, sigorta bedeli de bu tarihte muaccel hale geldiğinden ve bu nedenle de zamanaşımı süresi 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanun' unun 19. maddesi gereğince 10 yıl bulunduğundan, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15500, K. 2013/13161, 24 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama