KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16090 E., 2012/19279 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2010/3-2010/1698 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili olan şirketin 10/10/2008 tarihinde aralarında hiçbir ilişki olmayan dava dışı İnmet Kaplama San.Tic.
A.Ş.'nin hesabına internet üzerinden davalı Banka'nın Kurtköy Şubesi aracılığı ile yanlışlıkla 5.000 TL gönderdiğini, müvekkili olan şirketin bu durumu davalı Banka'ya bildirildiğini, davalı Banka'nın yanlışlıkla havale gönderilen şirket aleyhine icra yoluna başvurulması ve belli bir prosedür izlenmesi gerektiğini beyan etmesi üzerine dava dışı havale gönderilen şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu icra dosyasından davalı Banka'ya haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı Banka'nın kötü niyetli olarak havale alıcısına sehven gönderilen parayı kendi alacaklarını gerekçe göstererek bloke ettiğini,
Bu nedenle davalı Banka'nın müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 5.000 TL'nın EFT işlem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, olayın oluş şeklinde davalı Banka'nın herhangi bir dahili ve harici etkisi olmadığını, iddia edilen yanlışlığın bizzat davacı tarfından yapıldığını, havale alacaklısının hesabına giren paranın havale alacaklısının çek karnesinden doğan riskine mahsuben bloke altına alındığını, davalı Banka'ya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, söz konusu havale işleminin internet bankacılığı üzerinden davacının kendi şahsi istemi, bilgi ve iradesi dahilinde yapılmış olduğu, doğrudan bankanın bir müdahalesinin olmadığı, bu işlemde davalı Banka'nın kusurlu ya da sorumlu olmadığı, dava dışı havale lehderı hesabına giren paranın, ilgili hesap sahibinin yazılı bir talimatı olmaksızın 3. şahıs olan davacıya ödenmesinin mümkün olmadığı, davalı Banka'nın havale lehdarından muaccel hale gelmiş bir alacağı varken bahse konu paranın davacıya ödenmesinin mümkün olmadığı,
BK'nun 84,86 ve 118 maddelerine göre davalı Banka'nın kendi alacakları içini mahsup/takas hakkı bulunduğu, söz konusu paranın dava dışı havale lehdarından istenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16090, K. 2012/19279, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama