KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16216 E., 2013/13971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.04.2012 tarih ve 2012/326-2012/397 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, bunun karşılığı düzenlenen 2 adet faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aktedilmiş bir taşıma sözleşmesinin bulunmadığını, emtianın kapalı kasa araçlarla taşınmamasından dolayı ıslandığını ve alıcı firma tarafından müvekkiline iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2.457,55 TL alacaklı olduğu, ancak davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faizin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takipteki asıl alacak miktarı aynı kalmak üzere sadece bu miktar üzerinden davalının itirazının iptaline, takibin devamına, bakiye istemin ve şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın asıl alacak miktarı üzerinden iptaline karar verilmişse de, şartları oluşmadığı gerekçesiyle icra-inkar tazminatı talebi reddedilmiştir. Ancak, takibe konu alacak nakliye ücretine dair iki adet fatura tutarına ilişkin olup, davalının sorumlu olduğu borç tutarının belirlenebilir (likit) özellikte olduğu tartışmasızdır. O halde, mahkemece alacağın likit olduğu kabul edilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12'nci maddesi "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Tarife hükümleri uyarınca belirtilen istisnalar dışında hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebilecek ise Tarifedeki oranlar üzerinde nispi ücreti vekalete hükmedilecektir.
Bu nedenle, mahkemece reddedilen takip talebindeki asıl alacak miktarına dahil edilen işlemiş faiz, %5 tazminat karşılığı olarak belirtilen talepler yönünden davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16216, K. 2013/13971, 1 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama