KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16380 E., 2012/18859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/06/2011 tarih ve 2009/1195-2011/469 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.11.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 2.2.2005 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince edimini yerine getirdiğini ancak hak edişlerinin davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle müvekkili şirket işçilerinin işi bırakmak zorunda kaldıklarını, davalı şirketin ise müvekkilinin işçilerinin iş sahasını terk ettiklerini gerekçe göstererek kötüniyetle iş aktini feshettiğini, müvekkilinin hak edişleri dışında da iş kaybı nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 50.000 TL hak ediş alacağının, 1.000 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının işçilerinin iş sahasını terk ettiğini, sözleşmenin davalı tarafından ihlali nedeniyle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, işin ifasının davacı yüklenici tarafından haklı bir sebep olmaksızın bırakıldığı, bu nedenle davalı iş sahibi tarafından haklı olarak sözleşmenin feshedildiği, davacının sözleşme gereği çalıştırdığı işçilerin vergi ve prim kesintilerinin ödenmesi gerekirken davalı tarafından ödendiği ve 7 ay gibi süre boyunca da davacının hesabına borç kaydedildiği, davacının bu uygulamaya zımnen rıza gösterdiği, davalıdan alacağının bulunmadığı, munzam zarar alacağının faizle karşılanamayan zarar olup, istenebilmesi için faizli asıl alacağın tahsil edilmiş olması gerektiği, asıl alacak davası reddedildiğine göre munzam zarar alacağının da reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16380, K. 2012/18859, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama