KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16477 E., 2013/16029 K.·(Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk (Tuzla 2. Asliye Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 12/04/2011 tarih ve 2009/631-2011/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirket adına tescilli, gerçekte diğer davalıya ait olan arsalar üzerinde uygulanacak projelerle taşınmazın değerinin artırılarak alıcıların ikna edilmesi ve satılacak taşınmazlara alıcı bulunması konusunda anlaştıklarını, bu bağlamda arsalar üzerinde yapılabilecek pojelerin çizildiğini, bunların bedellerinin ödenmediğini, yine Tuzla'da bulunan arsanın satışına aracılık ettiklerini, buna ilişkin olarak %3'e tekabül eden komisyon ücretinin verilmediğini, aralarındaki ilişkiyi davalı şirketin arsaya ilişkin olarak verdiği genel vekaletnamenin ispatladığını,
ayrıca taşınmaz satımına ilişkin olarak alıcı firmanın düzenlenen fatura bedelini ödediğini ileri sürerek, projelere ve komisyon ücretine ilişkin olarak şimdilik 10.000 TL ayrı ayrı alacaklarının davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin arsaların maliki olmadığını, davacılarla aralarında sözleşme ve ilişki bulunmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Özaltın İnş. A.Ş. vekili, davacılar ile aralarında sözleşme bulunmadığını, verilen vekaletnamenin genel olduğunu, bu genel yetkinin detayı için sözleşme yapılması gerektiğini, ayrıca yapılan projelerin taslak durumda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin vermiş olduğu vekaletname dışında taraflar arasında sözleşme bulunmadığı, yapılan taslak projelerin bedelinin istenebilmesi için davalıların bundan ne yarar sağladığının sabit olması gerektiği, taraflar arasında tellallık sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmenin yazılı olarak yapılacağı, alıcı tarafından bedel ödenmiş olmasının satıcının da komisyon ücreti ödemesi mecburiyetini doğurmayacağı, davacıların satıcı ile alıcıları biraraya getirdiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; davacı taraf, davalı şirkete ait arsaya gelecek müşterilerin ikna edilmesi, taşınmazın değerinin artırılması hususunda, üzerinde düşünülebilecek yapılara ilişkin projeler çizdiğini, bu projelerin gelen alıcılara gösterildiğini, bu surette davalının projelerden yarar sağladığını iddia ederek, proje bedellerinin tahsilini talep etmiş, mahkemece taraflar arasında davalı şirketin verdiği vekaletname dışında sözleşme bulunmadığı, davalıların bu projelerden ne yarar sağladığının sabit olmadığı, projelerin taslak olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davalı şirket tarafından davaya konu...501 parsele ilişkin olarak proje yapılması konusunda davacıya vekaletname verildiğine ve davalı şirkete ait arsa üzerine dosyada mevcut projelerin tanzim edildiğine göre, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor, gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak davaya konu çizimlerin gerçek anlamda proje olarak vasıflandırılıp vasıflandırılmayacağı belirlenerek, anılan hususun tespiti durumunda belirlenen proje bedellerine hükmetmek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16477, K. 2013/16029, 18 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama