KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16526 E., 2013/14104 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2012 tarih ve 2011/2012/600 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, müvekkiliyle davalı şirketin diğer iki hissedarı arasında sorunlar baş gösterdiğini, 02/06/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket ana sözleşmesinin şirketin unvanı, konusu ve amacına ilişkin kısımlarının değiştirilmesine ve şube açılmasına karar verildiğini, şirketin 1993 yılında tescil edildiğini ve ana sözleşme uyarınca ana sözleşme değişikliklerine ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu hükümlerine atıf yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 513'üncü maddesinin 1995 yılında değişikliğe uğradığını,
değişiklik öncesinde ortak sayısı beşten az olan limitet şirketlerde ana sözleşme değişikliklerinin oy birliği ile yapılmasının gerektiğini, ilgili maddede değişiklik yapılmasına karşın şirket ana sözleşmesinde herhangi bir güncelleme öngörülmediğini ileri sürerek, davalı şirketin 02/06/2011 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortaklarının 2008 yılında sermaye artırım kararı aldıklarını, bu kararın oy çokluğu ile alındığını ve davacının bu kararı benimsediğini, daha sonra 2010 yılında yapılan bir başka ortaklar kurulu kararı ile ana sözleşme değişikliği yapıldığı ve bu kararın da oybirliğiyle alındığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ana sözleşmesinin 1994 tarihinde ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, ana sözleşmenin 15'inci maddesi uyarınca, hüküm bulunmayan konularda TTK’na atıf yapıldığı, halen yürürlükte bulunan 6762 sayılı yasanın 513üncü maddesine göre ana sözleşme değişikliklerinin sermayenin 2/3 çoğunluğunun kararına bırakıldığı,
ana sözleşmede atıf yapılan tarihte yürürlükte bulunan 513üncü madde uyarınca ortak sayısı beşi geçmeyen limited şirketlerde her türlü ana sözleşme değişikliği için oybirliği şartının gerektiği, buna karşın bu kanun değişikliğinden sonra ana sözleşmede herhangi bir değişiklik öngörülmediği, davalının savunmasında sözü geçen 28/11/2008 tarihli ana sözleşme değişikliği kararının tüm ortakların katılımıyla ve oy birliğiyle alındığı, 12/03/2010 tarihli ortaklar kurulu kararının ise davacının katılımı olmaksızın iki ortağın katılımı ile alındığı,
bu karara karşı dava açılmamış olmasının davacının karara onay verdiği şeklinde yorumlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 02/06/2011 tarihli ortaklar kurulu kararının gerekli nisabı taşımaması sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16526, K. 2013/14104, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama