KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16757 E., 2013/6715 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2013
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen .../06/2012 tarih ve 2012/145-2012/419 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında, davalı bankadaki hesabından internet bankacılığı ile 4.350 TL çekildiğini, davalı bankanın zararı karşılamayı kabul etmediğini, davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek 4.350 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olup müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, internet bankacılığı sisteminde her türlü önlemi alan müvekkilinin kusuru bulunmadığını ve davacının kendi kusurundan ... zararı talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamayı ve bozma öncesi alınan ve benimsenen 28.09.2009 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait hesaplara kötü niyetli kişilerce erişilerek davacının izni ve rızası dışında işlemler gerçekleştirildiği, yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmasına rağmen gerekli önlemleri almayan davalının kusurlu olduğu, B.K.’nun 472. maddesi gereğince yatırılan paranın mülkiyet hakkına sahip olan bankanın meydana gelen hasara da katlanması gerektiği, işlemin davacının kusuru ile gerçekleştirildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gibi tacir olan davacının, bankanın opsiyonel olarak sunduğu ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği ortadadır.
Davacının kişisel bilgilerinin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Nitekim mahkemece itibar edilmeyen raporlardan birinde bu hususa işaret olunmuştur. Bu durumda, tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16757, K. 2013/6715, 3 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama