KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16939 E., 2012/19876 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/03/2011 tarih ve 2008/190-2011/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 06.08.2003 tarihinde imzalanan sözleşme ile Kangal Termik Santrali İşletme Müdürlüğünde çalışan personelin 2003-2004 döneminde taşıma işinin davalı kooperatife verildiğini, davalı tarafından bu sözleşme kapsamında taşıma işi yapılırken 14.01.2004 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, sonucunda davacı kurum personelinin yaralandığını, yaralanan personel tarafından Kangal Asliye Hukuk Mahkemesi'nde müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat davaları açıldığını, işçiler lehine verilen manevi tazminat kararlarına istinaden müvekkili aleyhine takip başlatıldığını,
bu takipler sonucunda müvekkilince sunduğu teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluyla 30.373,17 TL ve bir icra dosyasından gönderilen muhtıra gereğince 929,80 TL olmak üzere toplamda 31.302,97 TL ödeme yapıldığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan hizmet alımlarına ait tip sözleşmenin 22. maddesi uyarınca davalının ödemesi gereken tazminatın müşterek sorumluluk çerçevesinde müvekkilince ödendiğini belirterek 30.373,17 TL'nın teminat mektuplarının paraya çevrilme tarihinden, 929,80 TL'sının ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ceza dosyasında müvekkilinin 2/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, sözleşme uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun kusuru oranında olacağını, önceki dosyalarda kazazede işçiler hakkında hükmedilen manevi tazminatın davacının ekonomik durumuna göre belirlendiğini, kendilerine bir ihbar yapılmış olsa idi Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca daha az bir tazminat belirleneceğinin açık olduğunu, müvekkilinin aracını sürenin kusurunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 22. maddesindeki "Sözleşme süresi içerisinde meydana gelecek her türlü zarar ve ziyanlarda kusuru oranında yüklenici sorumlu olacaktır." cümlesi uyarınca taşıma işini yapan kooperatifin alt taşeronu olan sürücünün kusuru nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı bedelden kusuruna düşen miktarı ibra tarihinden itibaren isteyebileceği gerekçesiyle 7.825,74 TL'nın 13.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece taşıyan davalının sözleşme gereğince meydana gelen kazada kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak yolcu taşımacılığına ilişkin TTK'nın 806. maddesi uyarınca taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ salim ulaştırmakla ve yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
Tazmin yükümlülüğünden kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde kurtulabilir. Somut olayda davalı taşıyıcının taşınan işçilerin yaralandığı kazada kusurlu olduğu ceza dosyasına ibraz edilen bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporları ile sabittir.
Bu durumda davalı taşıyıcının sorumluluktan kurtulma konusunda şart olan kusursuzluğunu kanıtlayamadığından davalının kusuruna isabet eden miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilerek fazlaya ilişkin talebin reddedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yönleri hedefleyen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16939, K. 2012/19876, 4 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama