KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16952 E., 2013/15455 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 tarih ve 2011/20-2012/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında temsilcisi olan vekili vasıtasıyla, şirket ana sözleşmesine eklenmesine karar verilen 17. maddenin ''Hissedarların hak ve yükümlülükleri'' başlıklı D maddesine itiraz ettiğini ve kabul etmediğini beyan ederek tutanağa şerh düştüğünü belirttiğini, ana sözleşmeye, kanuna, iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdüğünü ve anonim şirketlerde pay sahibinin borcunun sermaye koyma borcu ile sınırlı olduğunu bu sorumluluğun genişletilemeyeceğini,
fakat alınan karar ile davacıya katı bir rekabet yasağı borcu getirildiğinden cihetle, pay sahibinin sır saklama yükümlülüğü olduğunu bu yükümlülüğün sınırının T.T.K.’nın 362. maddesinde belirtildiğini ve fakat alınan genel kurul kararı ile bu yükümlülüğün genişletildiğini 362. maddede gösterilen istisnanın yok sayıldığını ileri sürerek söz konusu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunu ve şirket sırlarını derinlemesine bilmesine,müşteri çevresi ile etkin bir kişi olmasına rağmen ortaklık ilişkisine aykırı şekilde şirket ile rekabete girdiğini ve ayrı bir ticari faaliyet yürüttüğünü, dolayısıyla şirketin önemli ölçüde zararına yol açtığını, bunun üzerine müvekkili şirketin genel kurulu olağanüstü olarak toplanmış ve davacının iptalini istediği kararı %90 olumlu oy ile aldığını ve tek olumsuz oyu davacının verdiğini, alınan bu kararın yasaya ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını,
ayrıca davacı tarafın muhalefet şerhini yazdırırken muhalefet ettiğini açıkça bildirmesi ve hisse adedini yazması gerektiğini fakat davacı temsilcisinin, sadece davacının ve kendisinin adını yazıp tutanağı imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre.
T.T.K.’nın 381. hükmünce kanuna esas sözleşme hükümlerine ve özellikle afaki iyi niyet kurallarına aykırı genel kurul kararlarına iptal davası açılabileceği, fakat bu davanın açılabilmesi için toplantıda hazır bulunan pay sahibinin karara muhalif kalarak bu durumu zapta geçirmesi gerektiği, somut olayda, davalı şirketin 15.12.2010 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacının vekil ile temsil edildiği,
esas sözleşmeye 17. madde olarak eklenmesi oy çokluğu ile kabul edilen ''hissedarların hak ve yükümlülükleri'' başlıklı bende itirazı olduğunun belirtildiği ibaresinin toplantı tutanağında yer aldığı ve olumsuz oy kullandığı açık olduğu,ancak T.T.K. madde 381' de aranan şekilde davacı/ vekili tarafından muhalefet şerhi tutanağa geçirtilmediği yahut ayrı bir kağıda gerekçeli olarak yazılıp divan başkanlığına sunulmadığı,dolayısıyla T.T.K.’nın 381/1. maddesinde aranan iptal davası açma şartını yerine getirmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının itirazının oylamadan önce beyan edilmiş olması nedeniyle usulüne uygun bir muhalefet olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16952, K. 2013/15455, 11 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama