KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17143 E., 2013/18230 K.·Asıl Ve Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2009/663
Karar Metni
1.420 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 tarih ve 2009/109-2012/109 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/10/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... Av...., Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadan kredi kullanan müvekkili ile davalının aralarındaki kredi ilişkisinin tasfiye edilmesine ilişkin 08/12/2009 tarihli protokol başlıklı sözleşme düzenlediklerini, buna göre müvekkili adına kayıtlı üzerine inşaatın sürmekte olduğu tapunun davalının yaptırdığı 05/08/1999 tarihli ekspertiz raporuna göre 26.700,000.000.000 TL kıymetindeki taşınmazın 2 yıl süreli vefa hakkı ile yükümlü ve tapuda satış bedeli 4.025.000.000.000 TL gösterilmek suretiyle davalıya devir ve temlik edileceğini, buna karşılık bankanın da ana para,
doğmuş ve doğacak inşaat harcamaları için ödenecek paraların mürekkep faizleri dahil toplam 32.000.000 USD kredi kullandıracağını, kredinin mürekkep faizleri dahil 5.000.000 USD'lik kısmının taşınmaz üzerindeki inşaat yüklenicisi İnco A.Ş'nin hakedişlerinin banka tarafından ödenmesi suretiyle kullandırılmasını ve vefa hakkının süresi içinde kullanılmaması halinde müvekkiline ödenmeyip kredilerin nakdi teminatı olarak bloke hesapta tutulan vefa hakkı bedeli 4.025.000.000.000 TL'nin kredi borçlarından mahsup edileceğini hüküm altına alındığını,
vefa hakkının süresinin 10/12/2001 tarihinde 1 yıl uzatıldığını ve bu süre içinde vefa hakkının kullanılmaması üzerine taşınmazın üzerindeki vefa hakkı şerhinin 25/12/2002 tarihinde terkin edildiğini, davalının 500.000 USD kredi kullandırdığı iddiası ile iflas yolu ile takipte bulunarak İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde iflas talepli dava açtığını,
yargılama sırasında bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda Tatko'ya ödenmeyen bloke edilen satış bedeli 4.025.000.000.000 TL karşılığı 7.798.635 USD ile İnco'ya yapılan 2.310.735 USD ve banka kaynaklı 3.349.754 USD olmak üzere toplam 13.459.124-USD'nin bankanın kullandığı krediden tenzil edilmesi gerektiğinin belirlendiğini, mahkemece bankanın bir alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini iler sürerek,
şimdilik 50.000 USD'nin dava tarihinden itibaren ticari döviz kredilerine uyguladıkları faiz haddi üzerinden tahsiline,Birleşen (İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/663 E.) davada da, davacı vekili 13.409.000-USD'nin dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Kadıköy Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen kararın kesin hüküm niteliği taşımadığını, taraflar arasında genel kredi sözleşmesine dayanan kredi ilişkisinin bulunduğunu, 17/11/1999 tarih 8.500.000-USD tutarlı, 31/12/1998 tarih 200.000.000.000 TL tutarlı 31/05/1999 tarih, 5.000.000-CHF tutarlı ve 32.000.000 USD tutarlı genel kredi sözleşmeleri imzalandığını ve kredi kullandırıldığını taraflar arasındaki ilişkinin kredi ilişkisi olduğunu, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1132 E sayılı dosyası ile hüküm altına alındığını,
taraflar arasında imzalanan 8/12/1999 tarihli protokolün hükümlerinin müvekkili banka tarafından eksiksiz ifa edildiğini, protokolün 3. maddesinde davacı şirkete kullandırılacak kredinin üst limitinin 32.000.000 USD olarak belirtildiğini, bunun ana para ve doğmuş, doğacak faiz ve inşaat harcamaları için ödenecek para ve doğacak mürekkep faizleri dahil sınırlandığını, protokolde kullandırılacak toplam kredinin 32.000.000-USD olup, vefa hakkı bedeli 4.025.000.000.000 TL nin bu tutardan mahsup edileceğinin belirlendiğini, banka tarafından bu limitin üzerinde kredi kullandırıldığını,
vefa hakkının 2 yıl içinde kullanılmaması durumunda teminatın kredi borçlarına mahsup edileceğinin düzenlenmesine karşı, Totko'ya iade edilmesinin düzenlenmediğini, davacı şirketin T.T.K.'nun 20/3 maddesi gereğince basiretli ve tedbirli tacir olduğunu savunarak, davanın yetki, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/157 E sayılı dosyasında davalı bankanın davacı şirket aleyhine açtığı iflas yolu ile yapılan takibe itirazın iptali suretiyle iflas davasında bankanın alacağının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve kararın 07/12/2006 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/168 E sayılı dosyasında davacı şirketin davalı banka aleyhine,
borçlu olmadığının tespiti amacıyle açtığı davanın İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosya kapsamı dikkate alınarak konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçtiği ve kesinleştiği, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/157 E sayılı dosyasında bloke hesapta tutulan 4.025.000.000.000 TL meblağın bloke tarihindeki kurdan karşılığının 7.798.635 USD karşılığı olduğu belirlenmiş ve bu belirlemeye ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan vefa hakkı karşılığı bankaya bloke edilen bedelin 7.798.635 USD olduğunun kabul edildiği,
protokolün 3.maddesine göre toplam kullandırılacak kredi miktarı 32.000.000 USD olmasına rağmen davalı bankanın davacıya, davalı bankanın merkez şubesinden kullandırılan dövize endeksli krediler ile davalı bankanın garantörlüğü ile Dış Bank Malta Ltd 'den kullandırılan işletme giderleri ile birlikte toplam kredi borç tutarının 37.719.034 USD olduğu, davacının vefa hakkını kullanmaması sonucunda taşınmazın davalı bankanın mülkiyetine geçtiği ve protokolün 6.maddesi hükmüne göre bankanın kredi ile ilgili talep hakkının sona erdiği,
bu çerçevede vefa hakkı ile yükümlü olarak davalı bankaya bloke edilen meblağın, davacı vefa hakkını kullanmadığından kredi borcundan mahsup edilmesi gerektiği, ayrıca davacı vefa hakkını kullanmadığından ve 25/12/2002 tarihinde taşınmazın mülkiyeti tüm sınırlamalardan ari ve kesin olarak davalı bankaya geçtiğinden,
protokolün 3.maddesine göre davacının ve davalı bankanın İnco'ya yaptığı inşaat harcamaları miktarının da mahsubu gerektiği,davacıya kullandırılan toplam kredi miktarı 37.719.034-TL den 7.798.635 USD vefa blokaj bedeli ile davacının yaptığı 2.310.735-USD ve davalı bankanın yaptığı 3.349.574 USD ödemeler toplamı 13.458.944-USD nin kullandırılan toplam kredi miktarından mahsubu sonucunda, davacıya yapılmış net ödemenin 24.260.090-USD olduğunun saptandığı, protokolün 3.maddesine göre davacıya kullandırılacak kredinin üst limitinin 32.000.000-USD olarak öngörülmesi nedeniyle, davacıya toplam 7.739.910-USD eksik ödeme yapıldığı,
başka bir deyişle davacının davalıdan bu miktar alacaklı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiş etmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 28.08.2012 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından HUMK.nun 433 ncü maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 10.09.2012 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir.01.03.1990 gün ve 1989/3 esas,1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlığın esasen kredi ilişkisinden kaynaklanmasına ve uyuşmazlığın 818 sayılı mülga BK.nun 125 nci maddesi hükmünce 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki kredi ilişkisi nedeniyle düzenlenen 08.12.1999 tarihli protokole dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın özü taraflar arasındaki anılan protokol hükümlerinin nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.Bu bağlamda,davacının vefa hakkını süresinde kullanmadığı dosya kapsamı ile sabit ve taraflar arasında çekişmesiz olup, artık tarafların protokolün 6 ncı maddesi hükümlerini gözönünde bulundurmaları gerektiği kuşkusuzdur.
Anılan madde de davacının vefa hakkını 2 yıl içerisinde kullanmaması durumunda, kullanılan kredilerinin kısmi nakit teminatı olarak tutulduğu anlaşılan davacının bloke hesabındaki (4.025.000.000.000-TL.nin), davacıya iade edilmeyip kredi borçlarına mahsup edileceğinin ve akabinde de taşınmazın mülkiyetinin de kullandırılan krediye karşılık olarak davalı Bankaya geçeceğinin açıkça düzenlenmesi ve mülga 818 sayılı Kanunun 18 nci maddesi hükmüne göre, anılan düzenlemeden farklı bir anlam çıkarılmasının mümkün bulunmaması karşısında davacının dava konusu bu kalem alacağı istemesinin mümkün olmadığının kabulü zorunludur.
Öte yandan, davalı banka tarafından davacının müteahidi olduğu anlaşılan dava dışı
İnco A.Ş.ye yaptığı ödeme tutarının dahi davacı tarafından davalıdan istenebilmesi mümkün değildir.Zira, vefa hakkının kullanılmaması halinde, herşeyi protokolde öngören taraflarca, inşaat finansmanı için dava dışı anılan şirkete yapılan ödemenin davacıya iade edileceği hususunda açık bir düzenleme öngörmediklerine göre, davaya dayanak protokolün 6/son maddesi kapsamında iadesi gerekmeyen bir ödeme olduğunun kabulü gerekir.Kaldı ki, daha önce taraflar arasında görülen ve kesinleşen İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/157 Esas, 2005/860 karar sayılı dosyasında varılan sonuç esasen işbu davada varılan sonucu ortadan kaldırıcı mahiyette de değildir.
Bu durumda, mahkemece, asıl ve birleşen davadaki uyuşmazlığın yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi kurulu raporundan hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davacıya eksik ödeme yapıldığı sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davadaki hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin blokedeki paranın hangi tarihteki kurdan USD-na çevrilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17143, K. 2013/18230, 11 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama