KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17310 E., 2013/15240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/11/2011 tarih ve 2011/292-2011/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 16/12/2004 tarihinde ...
5.Noterliği'nce onaylanmış acentelik sözleşmesi yapıldığını, davalıların sözleşme sona erse dahi acentelik ilişkisinden şirket adına doğacak her türlü borçtan müşterek ve müteselsil olarak borçlu olacaklarını taahhüt ettiklerini, davalı şirketin yapılan acentelik sözleşmesi ve yasa gereği olarak müvekkilline intikal ettirmesi gereken tahsil ettiği 7.190,00 TL tutarında sigorta prim bedellerini intikal ettirmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini,davalıların ihtarnameye rağmen borcu ödememeleri üzerine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını,davalıların takibe itiraz ettiklerini iddia ederek takibe yapılan itirazın iptaline,
takibin devamına, davalılardan % 40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkili şirketin sigorta aracılık hizmeti yaptığını, diğer müvekkillerinin ise bu şirketin ortağı olduğunu, 16/12/2004 tarihli acentelik sözleşmesinde davalı şahısların da müşterek müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğunu ancak müvekkillerinin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine alacağının olduğunu, davacı tarafından iptal edilmesi gerektiği halde iptal edilmeyen poliçelerle ilgili prim bedeli talep ettiğini, sigortalıların da bu poliçelerle ilgili ödemede bulunmadıklarını savunarak davanın reddini, davacıdan kötüniyet tazminatı alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmenin 30.maddesine göre davacı kayıtlarının kesin delil olacağının kararlaştırıldığı, davacı defter kayıtlarına göre davacının davalılardan 7.190,24 TL alacağının olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından düzenlendiği belirtilen 25/04/2007 ve 14/06/2007 tarihli poliçelerin davacı kayıtlarında iptale uğramadığı, bu poliçelerdeki prim bedelinin davalı şirket hesabına borç kaydedildiği, davalının alması gereken komisyonun ise davalı şirket hesabına alacak kaydının yapıldığı,
bilirkişi kurulu her ne kadar anılan sözleşmede davalı şahısların kefalet limitlerinin yazılı olmadığını, buna göre sorumlu tutulamayacaklarını bildirmişseler de, sözleşmenin 42.maddesinde davalıların acentelik sözleşmesinden doğacak her türlü borçtan acenteden farksız olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bunların sorumluluğunun acentelik ilişkisi sona erse bile aynen devam edeceği hükmüne göre davalıları da esas alacak miktarından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların icra takibine yaptıkları itirazların kısmen iptali ile takibin davalı şirket yönünden toplam 8.167,70 TL üzerinden devamına;
esas alacak 7.190,24 TL'ye takip tarihi 30/09/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, davalı şahıslar yönünden ise takibin 7.190,24 TL üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olduğu gerekçesiyle de davalılar aleyine % 40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılardan Söz Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, gerçek kişi davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları ve sözleşmede herhangi bir limitin gösterilmemesi nedeniyle geçerli bir kefaletin bulunmadığının nazara alınmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bu davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17310, K. 2013/15240, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama