KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17512 E., 2013/15549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2012/5-2012/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılara makbuz karşılığında para yatırdığını, daha sonra şifahi olarak talep etmesine rağmen parasının ödenmediğini, müvekkilinden tahsil edilen para karşılığında hisse senedi satımı yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, davalılar tarafından sermaye piyasası kanununa aykırı şekilde aracılık faaliyetinde bulunulduğunu, SPK ve diğer kanun hükümlerine aykırı olarak hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiğini, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını,
davalı şirketin bu faaliyetini planlayan kişi ve paravan olarak kullanılan şirketlerin yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın diğer davalılar ile birlikte müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalılara verilen paranın faiz ile müvekkile ödenmesine talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacının hisse (pay) satın alarak müvekkil şirkete ortak olduğunu, işler kötü gidince davacı verdiği parayı ve nemaları geri alacağını umarak açıklandığı şekilde olayı bir borç verme işlemi olarak açıklamaya çalıştığını, TTK 339. ve 405. maddelerinin, şirketlerin, isteseler bile, payları temellük edemeyeceklerini emredici nitelikte olmak üzere hüküme bağladığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın çözümü bakımından gerek tahsilat makbuzuyla paranın yatırıldığı merkezi İngiltere'de bulunan Kaldera Holdings Ltd ile halen merkezi Konya'da bulunan ... arasındaki ilişkinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olup davacının bu konuda bilirkişi deliline dayanmadığını ve bilirkişi incelemesi yaptırmayacağını beyan ettiği, bu kapsamda ispat yükü davacıda olup, dosyada mevcut tahsilat makbuzunun davalı şirket kaşesini, yetkili kişilerin isim ve imzalarını taşımadığı gibi verilen paranın davalı şirket kayıtlarına aktarıldığının,
davalı şirketin paranın yatırıldığı şirketle herhangi bir şekilde ortaklığı veya hukuki bağının bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı şirkete para verilmiş olduğu kabul edildiği takdirde hisse satın alma amacıyla verildiğinin davalı tarafça savunulduğu, bilirkişi incelemesi ile ilgili giderler yatırılmadığı için taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ile ortaklık ilişkisi mi yoksa istendiği an iade edilmek üzere yüksek kar payı veya faiz verileceği vaadi ile verilmiş mevduat ilişkisi mi olduğu hususlarının tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17512, K. 2013/15549, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama