KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17751 E., 2013/16503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.01.2012 tarih ve 2003/167-2012/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Etibank A.Ş.'nin... Şubesi nezdinde bulunan hesaplarındaki paraların faizlerini almaya gittiğinde hesapların kapanmış olduğunu öğrendiğini, şube yetkililerinin bu paraları oğlu...'un çektiğini söylediklerini, ancak müvekkilinin bu hesaplarındaki paraları çekmek için oğluna vekalet vermediği gibi bankaya da bu konuda bir talimat vermediğini, hesaplarında bulunan mevcut paranın faizi ile birlikte ödenmesi yönünde çekilen ihtara bir cevap alınamadığını ileri sürerek, davacının her iki vadeli hesabında bulunan paranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın HUMK'nın 9. maddesi gereğince davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesi olan Şişli mahkemelerinde açılması gerektiğini, bankanın davacı dışında üçüncü bir kişiye usulsüz olarak yaptığı bir ödemenin tespit edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Adli Tıp Kurumu'nca yapılan incelemede dekont, mahsup ve tediye fişlerindeki bir kısım imzaların davacıya, bir kısım imzaların ise davacının oğluna ait olduğunun tespit edildiği, bir kısım imzaların ise kime ait olduğunun tespit edilemediğinin bildirildiği, buna göre davacının talep edebilceği alacak miktarının tespitinin uzman bir bilirkişi marifetiyle tespit edilmesinin gerektiği, davacıya bu nedenle bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki kez süre verildiği, son kez verilen 27.09.2011 tarihli kesin süreye rağmen davacı vekilince masrafların karşılanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı nezdindeki hesaplarında bulunan paraların davacının istemi olmaksızın çekilmesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen dekont, tediye ve mahsup fişleri üzerinde inceleme yapılarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nin 04/01/2011 tarihli raporuyla, ilgili belgelerdeki yazı ve imzaların bir kısmının davacının, bir kısmının davacının oğlu...'un olduğu, bir kısmında imzanın bulunmadığı, bir kısmının ise adı geçen şahısların eli
ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği bildirilmiştir. Böylece teknik incemeyi gerektiren imza incelemesi yaptırılarak dava konusu edilen davacının hesabına ilişkin işlemler nedeniyle düzenlenen belgelerdeki yazı ve imzalardan sadece bir adedinin davacıya ait olduğu belirlenmiş bulunmaktadır.
Diğer ibraz edilen dekont, tediye ve mahsup fişleri üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilemediğinden hesabındaki bu belgelere ilişkin paranın davacının iradesi dışında çekildiğinin kabulü ile adı geçen belgelerde yer alan miktarların davacıya iadesi gerekmekte olup, bu hesaplama, teknik uzmanlık gerektirmediğinden bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulmaksızın belgeler üzerindeki inceleme ve hesaplamayla sonuca ulaşılabilecektir.
Bu suretle, mahkemece gerekli inceleme ve hesaplamanın yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17751, K. 2013/16503, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama