KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17960 E., 2013/17760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.09.2012 tarih ve 2012/205 esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan ve halen ödemeleri devam eden 12/09/2011 tarihli sözleşmenin asıl ve esas konusunu teşkil eden 2011/YA-80-SH dosya nolu ihale kapsamında davacının satın aldığı ve devraldığı davalı adına kayıtlı AR.10/00014 ve AR.10/007 nolu Jeotermal arama ruhsatlarının mevcut tarih itibariyle içinde bulunduğu hukuki durum dolayısıyla davacının sözleşmeyi imzaladığı şart ve koşulların esaslı ve objektif ölçüde değişmesinden dolayı hakimin sözleşmeye müdahale ederek bu kapsamda sözleşme kapsamında yapılmış ödemelerin müvekkiline teminat mektubu karşılığı iadesini,
devam etmekte olan ödemelerin taraflarınca sunulacak teminat mektubu karşılığı ve ruhsatların durumu netleşinceye dek durdurulmasını, ayrıca davalı nezdinde imzalanmış sözleşmeden dolayı oluşmuş borçlarımızın garantisi olarak davalıya verilmiş ve toplam 3.483.000,00 USD değerindeki 4 adet teminat mektubunun davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak nakte çevrilmesinin önlenmesi amacıyla dava sonuna dek geçerli olmak üzere derhal ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... Köyü hudutları dahilinde davalı kurum adına düzenlenen AR-10/0007 ve AR-10/00014 arama ruhsatlı sahayı 2011/JA-80-SH nolu ihale sonucunda imzalanan 12/09/2011 tarihli sözleşme ile devir almış olan davacı ile akdedilen sözleşme uyarınca ödemesi gereken 1 yıl taksit tutarını dava açtıktan sonra ödemiş olduğunu; 2011 yılında ödemesi gereken bir meblağın bulunmadığını; davacı şirketin iddiası aksine devir sözleşmesine esas olan ihalenin iptali veya geçersiz olduğuna ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığını; bu nedenle davacı şirketin sözleşmenin imzalandığı şart ve koşulların esaslı ve objektif ölçüde değiştiğine ilişkin iddiasına hukuken itibarın mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki davanın özü itibariyle sözleşmenin değişen olağanüstü şartlara bağlı olarak uyarlanmasına yönelik bulunduğu, davacının davalının hakkını kötüye kullandığını "Likit delillerle" ispat etmesi gerektiği;
davacının, taraflar arasındaki temel ilişkinin devamı sürecinde düzenlenen bir kısım belgelere dayanmış ise de bu aşamada sunulan bilgi ve belgelerden davalı/muhatabın "likit delillerle" hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, kolayca anlaşılabilecek ve dürüstlük kuralına aykırı olarak teminat mektuplarını paraya çevirmeye çalıştığına ilişkin kanaat verecek derecede bulunmadığı gibi ilke olarak ancak ve ancak istisnai durumlarda ihtiyati tedbir yoluyla teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği; ayrıca;
davanın niteliği itibariyle başlangıçta davanın sonucunu elde eder mahiyette ifayı sağlayan tedbir kararı verilemeyeceği zira davanın kabulü ve sözleşmenin uyarlanması halinde ifaya yönelik tedbir talep edildiğinden; bu durumda; davacının, HMK 389-(1) maddesi kapsamında bu aşamada korunması gereken çekişmeli bir hakkı bulunmadığı gibi sözleşmenin dayanağı ihalenin 4734 sayılı kanun kapsamında gerçekleştirilmiş olduğu;
anılan kanunun 34.maddesinin son fıkrası uyarınca da "her ne surette olursa olsun, idarece alınan teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz" düzenlemesinin mevcut olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17960, K. 2013/17760, 7 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama