KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18311 E., 2013/17406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada...1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.04.2012 tarih ve 2010/519-2012/572 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasında imzalanan 14/10/2004 tarihli üye iş yeri sözleşmesi ile davalıya ait iş yerine banka POS cihazı konulması konusunda anlaşmaya varıldığını, davalıya ait iş yerinde mülkiyeti müvekkiline ait ve davalının kullanımında bulunan 189580004 nolu POS cihazı kullanılarak 04/08/2005 tarihinde [KART] nolu Antoinetle Latmann'a ait görünen yurt dışı kredi kartından toplamda 4.250,00 TL'lik alışveriş yapıldığını, ancak daha sonra kredi kartının gerçek sahibi tarafından yapılan alışverişe itiraz edildiğini, bunun üzerine anılan bedelin müvekkili banka tarafından kart sahibinin hesabına iade edildiğini,
davalının müvekkili banka ile imzalamış olduğu üye iş yeri sözleşmesine aykırı davranarak, sahte kartla işlem yapılmasına neden olduğunu, anılan ödemenin iadesinin sağlanması için davalı aleyhine...4.
İcra Müdürlüğü'nün 2006/9903 esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalının anılan icra takibine borcu bulunmadığından bahisle itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının sahte kart ile işlem yapıldığı tarihte şekerleme üzerine faaliyet gösteren ...Gıda San. ve Tic.
A.Ş.'de satış temsilcisi olarak çalıştığını, işlemin gerçekleştirildiği 18 Nisan 2005'te gıda toptancısının satış temsilcisi olarak çalışan davacının yabancı uyruklu bir şahsa günün şartlarına göre yüklü sayılabilecek bir satış gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira yabancı uyruklu bu şahsın Kayseri'ye gelip yüklü miktarda şekerleme almasının oldukça garip karşılanabilecek bir durum olduğunu, bu nedenle somut olaya bakıldığında satış işleminin gerçek bir satış olmadığını,
bunun dışında davalının yapmış olduğu satış işlemine ilişkin üye iş yeri sözleşmesi ile kendisine yüklenen satış belgelerinin saklanması ve talep halinde bankaya teslim edimini yerine getirmediğini, bu çerçevede Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 13/05/2005 tarih ve 2004/10462-2005/5487 sayılı kararı ile de sahte kartla işlem yapılmasına neden olan davalının sorumluluğunun kabul edildiğini,
bu nedenlerle davalının üye iş yeri sözleşmesine aykırı davranışı ile müvekkili bankanın ödemek zorunda olduğu 4.250,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmaya gelmemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davanın kabulü ile, davacı tarafından ödenen 4.250,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü 14/10/2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, pos makinesi üye iş yeri sözleşmesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkindir. Dava dilekçesinin ve duruşma gününün belirtildiği tebligatın davalının ... adresine gönderildikten sonra, bila tebliğ iade edilmesi üzerine, bu kez davetiyenin “...adresine çıkarıldığı, çıkarılan tebligatın “Aynı çatı altında reşit işçisi Üzeyir Mercan” meşruhatı verilerek tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 23., Tebligat Tüzüğü’nün 26. maddesine göre, tebliğ memuru öncelikle tebligatın muhatabını aramalı, adreste bulunmazsa, bulunmama nedenini ve beyanda bulunanın kimliğini tebligat üzerine yazdıktan sonra altını imzalattırması ve tebliğ almaya yetkili kişilere tebligatı yapması gerekir.
Dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğinde bu hükümlere uyulmayarak, usulsüz olan tebliğe rağmen yargılamaya devam edilip, karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18311, K. 2013/17406, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama