KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1851 E., 2012/7261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/03/2008 tarih ve 2007/293-2008/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle HUMK.nun 2494 Kanun ile değiştirilen 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar, davalı şirkette nama yazılı bir adet 1.000 TL nominal bedelli pay senedinin sahibi olduklarını, şirketin Turgutreis'teki bir tatil sitesinin yöneticiliğini yaptığını, yönetici olarak devremülk maliki olan ortaklarından gider avansı toplayarak bu paralarla sitenin ve evlerin bakım-onarım ile işletilmesini sağladığını, başkaca hiçbir faaliyeti ve gelir kaynağının bulunmadığını, şirketin 1998 yılında tasfiye haline girdiğini, tasfiye açılış bilançosunun gerçek değer üzerinden yapılması gerekirken, bilançonun halen tasfiye dönemi bilançosu değil, işletme bilançosu olarak çıkarıldığını,
her yıl genel kurul yapma zorunluluğu olduğu halde bunu da yapmadıklarını, 16.05.2004 tarihli genel kurula sunulan bilançolarda 12.000 m²'lik arsa ve arazinin gösterilmediğini, 144 adet yazlık dairelerin değerinin birkaç milyar gibi çok cüzi miktarlarda gösterildiğini, bu yazlık daireler ortaklara ait olmasına rağmen, bu kaydın bilançolardan silindiğini, şirket kâr amaçlı hiçbir ticari faaliyette bulunmadığı halde yanlış fatura kesme ve muhasebe kaydıyla tahsil edilmemiş ve tahsili mümkün olmayan gider avanslarını kâr göstererek ve faizli vergi ödenerek ortakların zararına yol açıldığını ileri sürerek,
16.05.2004 tarihli genel kurula sunulan 01.01.1998-31.03.1998, 01.04.1998-31.12.1998, 31.12.2001, 31.12.2002 ve 31.12.2003 tarihli bilançoların gerçeği yansıtmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar vekili, davada iptali talep edilen bilançoların 16.05.2004 tarihli genel kurulda onaylanarak kabul edilmiş bulunmaları nedeniyle davanın genel kurul kararının iptali istemiyle açılması gerekirken açılmadığını, davacılardan Sabahat'in genel kurula katılmamış olması nedeniyle aktif husumet hak ve ehliyetinin olmadığını, hazırlanan bilançoların tasfiye bilançoları olduğunu, davacıların tüm iddialarının gerçek dışı ve kasıtlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ile Beyoğlu Vergi Dairesi arasında yaşanan ihtilaf nedeniyle İstanbul 6. Vergi Mahkemesi'nde görülen davada, davacıların iddialarının aksine faturaların kesilmesi gerektiğine karar verildiği, şirketin Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 18.12.1997 tarih ve 1997/6 sayılı tebliği gereğince, sermaye artırımını süresinde yerine getirmediği için münfesih duruma düştüğü, şirketin sona ermesi ve tasfiyeye girmesi tarihi itibariyle düzenlenmesi gereken açılış bilançosunda yedek akçelere ve amortismanlara gerek olmadığı,
başlangıç envanter ve bilançosu düzenlemenin yegane gayesinin senelik bilançolardan farklı olarak, tasfiye memurlarına fesih tarihine göre şirketin mali vaziyetini, yani o andaki alacak ve borçlarının gerçek değerini kesin olarak tespit ve ifade etmekten ibaret olduğu, bu özellikleri itibariyle "başlangıç envanter ve bilançosunun" daha ziyade bir tahmin bilançosu olup, bazı hallerde bilançoya dercedilen kıymetlerin bilahare fiilen elde edilmemesinin de ihtimal dahilinde olduğu;
ortakların nihai hedefinin devremülk tapularını almak olması karşısında, davalı şirket yönetim kurulu tarafından, şirket adına kayıtlı olan tapuların ortaklara intikal ettirilebilmesi amacı ile önce aynı parsel üzerinde kurulmuş olan ve dava dışı Devtur A.Ş. tarafından işletilmekte olan diğer tatil köyü işletmesi ile ortaklığın giderilmesi konusunda yaşanan ihtilafın çözümlenmesi gerektiği, şirket adına kayıtlı olan tapular müstakil hale gelmeden, nihai amaç olan tapuların ortaklara intikali gerçekleştirilemeyeceğine göre, "tasfiye bilançosu çıkarılmıyor, işletme bilançosu çıkarılıyor" demenin yerinde olmadığı,
16.05.2004 tarihli genel kurula sunulan 1998, 2001, 2002, 2003 yıllarına ait bilançoların Vergi Usul Kanunu'nun 269. maddesi gereği "maliyet bedelleri" üzerinden düzenlendiği, TTK'nun 324. maddesine göre, aktiflerin satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço çıkarılsa da, bu durumun taraflara avantaj sağlamayacağı, şirketin sadece ortaklarına ait tatil köyünün işletilmesi hizmeti verdiği ve üçüncü kişilerle ticari bir iş yapılmamakta oluşu dolayısıyla mali durumun herkes tarafından kolay anlaşılır açıklıkta olduğu, 1998 yılan ait vergi beyannamesinin önce yanlışlıkla arsa olarak, sonra düzeltilerek bina olarak verildiği,
bu durumda arsa ve arazilerin bilançolarda gösterilmediği iddiasının mesnetsiz kaldığı, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1851, K. 2012/7261, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama