KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/19095 E., 2013/17020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/06/2012 tarih ve 2011/406-2012/187 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ve dava dışı diğer kardeşlerinin ... ve Kardeşleri Kollektif Şirketi'nin ortakları olduklarını, davalının şirketi yönettiği dönemde şirket havuzunda biriken paralarla satın aldığı taşınmazı, müvekkilinin o sırada şirket yönetiminde olmaması nedeniyle diğer üç ortak üzerine tapuya kaydettirdiğini, ancak şirket parası ile satın alınan bu taşınmazın dört kardeşe ait olduğunu, bu taşınmazın 19.01.2011 tarihinde 840.000 TL bedelle satıldığını, tapu satım harç ve masrafları düşüldükten sonra davalı ... ile dava dışı... ve Ahmet Rifat'ın kendi payları için 205.325 TL bedelli adlarına yazılı çekleri aldıklarını,
davalının müvekkilinin payını kabul etmediğini, müvekkilinin payına karşılık gelen miktar için de alıcıdan davalının,... ve Ahmet Rifat için her biri 70.000 TL bedelli ve kendisi için de 23.400 TL, 23.300 TL ve yine 23.300 TL bedelli çekler aldığını, müvekkilinin, davalı dışındaki kardeşlerinin, aldıkları 70.000 TL bedelli çekleri ve davalının kendilerine verdiği 23.300 TL bedelli çekleri cirolayarak davacıya taşınmazın satışındaki payı karşılığında verdiklerini,
ancak davalının alıcıdan aldığı 23.400 TL'lik çeki davacıya vermeyerek sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 19.500 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, taraflar arasında bir ticaret şirketi ortaklığı bulunduğunu ve alacağın bu ortaklık ilişkisinden kaynaklandığını, bu nedenle davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, BK' nun ilgili maddelerine göre şirket ortakları arasında, şirket ortaklığından kaynaklanan alacak davalarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, taşınmazın alındığı tarih 5 yıldan çok eski olduğundan dolayı var olduğu iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, kardeş olan tarafların diğer kardeşleri olan ... ve...... ile birlikte ... ve Kardeşleri Koll.Şti'nin ortaklarından olup söz konusu şirkette birlikte çalıştıkları, şirket parası ile satın alınarak kardeşlerden ....,...... ve ... adına tescili yapılan işyerinin, 19.01.2011 tarihinde toplam 840.000 TL bedelle satıldığı,......, .... ve ...'nin her birinin hissesine 210.000 TL'lik çek alındığı, kalan 210.000 TL için alınan 70.000 TL bedelli iki çekin davalı tarafından...... ile ....'ye verildiği,
...... ve ....'nin söz konusu her biri 70.000 TL bedelli iki çeki hakkı olması nedeniyle davacıya verdikleri, geriye kalan 70.000 TL'lik çekten 23.300 TL' lik...... ve .... hissesine düşen çeklerin de yine aynı nedenle davacıya verilmesine rağmen davalı ...'nin kendi uhdesinde kalan 23.400 TL'lik çeki davacıya vermediği, dört kardeşin halen şirkette birlikte çalıştıkları ve her birinin hissesinin 1/4 olduğu, buna göre satış bedelinden davacı payına düşen ve davalı uhdesinde bulunup ödenmeyen 23.400 TL kadar davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile,
19.500 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/19095, K. 2013/17020, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama