KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/2107 E., 2013/15839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2011 tarih ve 2011/250-2011/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 3. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/87 E. sayılı dosyasından tefrik edilen dava kapsamında, müvekkilinin 84999 sayılı ''pınar'' ibareli markayı sicilde hak sahibi olan şirketten devraldığını, davalının İstanbul 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/18 E. 2007/2 K. sayılı hükümsüzlük kararına istinaden müvekkili tarafından devir alınmış olan markayı sicilden terkin ettiğini, müvekkilinin anılan dava dosyasının tarafı olmadığını, dava açıldıktan sonra markayı devralmış olup, davanın müvekkiline yöneltilmediğini, devir tarihinde sicilinde hiçbir engelleyici,
yasaklayıcı veya önleyici bir kayıt bulunmayan markayı devralan müvekkilinin davalı kurum kayıtlarına güvendiğini belirterek 84999 sayılı markanın sicilden terkinine dair işlemin iptaline, markanın tescilinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alınan karar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kurum kararlarına karşı dava açılabilmesi için KHK m.47 vd. uyarınca öncelikle kurum kararına itiraz edilmesi ve itirazın reddi üzerine tebliğden itibaren 2 aylık süre içerisinde dava açılmasının dava şartı olduğu, somut olayda davacının markanın terkini işlemine karşı itirazının ve enstitünün de itiraza karşı verilmiş bir kararının bulunmadığı, bu kapsamda dava şartının gerçekleşmediği, bir an için dava şartının gerçekleştiği düşünülse dahi, 556 sayılı KHK m. 44 kapsamında markanın hükümsüz kılınmasının markayı sonradan devralan davacıyı da bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2107, K. 2013/15839, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama