KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/2441 E., 2012/4192 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.06.2009 tarih ve 2008/947 - 2009/341 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti.
Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Tasfiye Halinde İhlas Finans Kurumu A.Ş. vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin istendiği an geri çekilebileceği ve yüksek faiz verileceği garantisiyle müvekkilinden para aldığını, karşılığında ‘kâr ve zarara katılma hesap cüzdanı’ ibareli iki belge verdiğini, istenmesine rağmen alacağının ödenmediğini, davalı şirketin faaliyet izninin kaldırıldığını, davalı eylemlerinin TTK, SPK, BK ve Bankalar Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğini, davalı gerçek kişilerin dahil olduğu yönetim kurulu üyelerinin ceza dosyasında ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan mahkum olduklarını ileri sürerek, taraflar arasında kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 81.665 DM karşılığı 88.449.82 YTL’nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tasfiye Halinde İhlas Fin. A.Ş. vekili, taraflar arasında kar ve zarara katılma akdi bulunduğunu, davacının kesinleşmiş likit bir alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kâr ve zarara katılma hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, bu tür akitte katılma hesabı olan gerçek ve tüzel kişilerin katılım hesapları sonucu oluşan fonların işletilmesi sonrasında kâr niteliğinde gelir tahakkuk etmiş ise katılma hesap sahibine ödeme yapılabileceği, zarar gerçekleşmesi halinde zararı da yükümlenmek zorunda olduğu, davalı şirketin faaliyet izninin kaldırıldığı,
bu durumda hesabın niteliği gereği tasfiye işlemleri sonucunda bir alacağın kalması halinde hak talebinde bulunabileceği, henüz tasfiye sürecinin tamamlanmadığı, yönetim kurulu üyesi davalıların sorumluluğuna da gidilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esas, diğer davalılar hakkındaki davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2441, K. 2012/4192, 20 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama