KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/4493 E., 2012/6807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/05/2010 tarih ve 2008/175-2010/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 08/02/2006 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden kullandığı 44.000,00.-TL kredinin bir kısmını ödemediğini, çekilen ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, şimdilik 7.000 TL kredi alacağının kredi tarihlerinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faiz oranları üzerinden işleyecek faizi ve sair ferileriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 56.017 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, dava dışı Laloğlu Otomotivden bir araç satın aldığını, ancak davacı bankadan kredi almadığını, kesinlikle bankaya gitmediğini, noterde arabanın devri ile ilgili imza attığını, kredi sözleşmesini de arabanın devrine ilişkin evraklardan biri zannedip okumadan imzaladığını, kullandığı bir kredi bulunmadığından geri ödeme de yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia,savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi sözleşmesindeki imzaya bir itirazı bulunmadığı, kullanılan kredinin bir kısım taksitlerinin ödenmediği, dava tarihi itibariyle anapara, gecikme faizi ve BSMV olmak üzere davacının alacaklı olduğu miktarın 56.017,00.-TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne,56.017,00.-TL'nın davalıdan tahsiline, asıl alacağı oluşturan 41.336,00.-TL'nın 6.350,00.-TL'sına dava tarihinden, 34.986,00.-TL'sına ıslah tarihinden itibaren %33,25 temerrüt faizi uygulanmasına, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalının aşağıda (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava kredi alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dosya içeriğinden davalının kredi başvurusunun Küçük İşletme Kredisi istemiyle yapıldığı, kredinin 24 ay vadeli, sabit taksitli olarak kullandırıldığı anlaşılmaktadır.
08.02.2006 tarihli Genel Ticari Kredi sözleşmesinin 5.c maddesinde, kredinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde cari kısa vadeli (TL) ticari kredi faiz oranının %50 fazlası üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceği gibi, bankaca bu temerrüt faizinin üzerinde bir temerrüt faizi ilen edilmiş ise en yüksek temerrüt faizinin de istenebileceği düzenlenmiştir.Sözleşmenin akti faiz oranını düzenleyen 5.a maddesinde ise, aksi kararlaştırılmadıkça Türk Lirası kullanımlarda cari ticari kredi faiz oranı uygulanacağı belirtilmiş,
fakat faizin oranı sözleşmeye yazılmamıştır.Davacı banka tarafından muhtelif tarihlerde uygulanan ticari kredi cari faiz oranlarını gösteren tarifeler dosyaya sunulmuş olup, davalıya kredinin kullandırıldığı tarih itibariyle bankanın 09.12.2005 tarihinde yürürlüğe koyduğu tarifenin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Söz konusu tarifenin (g) maddesinde Taksitli Küçük İşletme Kredilerinde aylık 1,60 faiz öngörüldüğü buna göre yıllık faiz oranının 19,2 olduğu, %50 fazlası ile uygulanacak temerrüt faizinin ise yıllık %28,8 tekabül ettiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Hal böyleyken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizi oranı %33,25 olarak belirlnmiş, hesaplamalar bu oran esas alınarak yapılmıştır. Buna göre, bilirkişi tarafından hesaplamalara esas alınan temerrüt faizi oranın nasıl tespit edildiği anlaşılamadığı gibi, bu oran esas alınarak yapılan hesaplamanın da denetim imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu alacağa uygulanacak temerrüt faizi oranın, denetime elverişli olarak gösterildiği bilirkişi raporu veya ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve denetim imkanı bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/4493, K. 2012/6807, 25 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama