KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/506 E., 2012/12189 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2010 tarih ve 2005/458-2010/627 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin 25.06.2004 tarihli protokolle Habur Gümrük Müdürlüğünde devam eden bir kaç hukuksal sorun ayrık tutularak sonlandırıldığını, protokol uyarınca gümrük müdürlüğünce eksik ve fazlalıklar ile ilgili kesin karar verilinceye kadar ve konuyla sınırlı olarak davalıya teminat mektubu verildiğini ancak, gümrük müdürlüğünün tahsilata ilişkin bir karar bulunmadığı halde davacının 150.000 TL bedelli teminat mektubunu amacı dışında nakte çevirerek protokolü ihlal ettiğini,davalının sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bu davranışının davacıyı zararara uğrattığını,
protokol hükümleri uyarınca verilen diğer teminat mektuplarının da davalı tarafından paraya çevrilmesi ihtimali bulunduğunu ileri sürerek,nakte çevrilen teminat mektubu bedeli olan 150.000 TL'nın 22.06.2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalının uhdesinde bulunan 75.000 TL ve 158.000 TL bedelli teminat mektuplarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında 'fuel oil', 'gasoline' ve 'LPG' taşımasına ilişkin üç ayrı sözleşme bulunduğunu,nakte çevrilen teminat mektubunun fuel oil taşıma sözleşmesinin teminatı olarak alındığını, 25.06.2004 tarihli protokolün imzalanmasından sonra İsdemir Gümrük Müdürlüğü'nün talebiyle davacının 131.959,53 TL tutarında gümrük vergi borcu ve cezasını ödediklerini, öte yandan davacının teslim aldığı ancak gümrük çıkışını yapmadığı emtia nedeniyle davacıdan 23.878,41 TL emtia bedeli alacakları bulunduğunu, iptali istenen diğer teminat mektuplarının gasoline ve lpg sözleşmelerinin teminatı olup,
sözleşmeler sona ermediğinden sözleşmelerden kaynaklanan riskin devam ettiğini savunarak, davanın reddine istemiş, daha sonra savunmasını ıslahla davacıdan olan 155.837,960 TL alacağın takas ve mahsubunu talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili,davalının teminat mektubunu sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak nakte çevirmesinin müvekkilinin banka nezdindeki kredibilitesinin düşmesine ve ticari itibarının zedelenmesine neden olduğunu ileri sürerek 15.000 TL manevi tazminatın 25.06.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokelde belirtilen riskler devam ettiği halde davacının teminat mektubunun süresini uzatmadığını, süresi sona ermek üzere olduğundan paraya çevrilmek zorunda kalındığını savunmuş, karşı davasında ise, davacı adına gümrük müdürlüğüne yaptıkları ödeme ve davacının taşımak üzere teslim aldığı ancak gümrük çıkışını yapmadığı emtia bedeli nedeniyle alacaklı bulundukları 155.837,76 TL'nın 23.06.2005 tarihinden itibaren faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının teminat mektubunu protokelde belirtilen amaç dışında paraya çevirmek suretiyle protokolü ihlal ettiği, bu yüzden davacı şirketin ticari itibarının zedelendiği,buna karşın davalının ise davacı adına yaptığı vergi ödemeleri ve fatura alacağı nedeniyle davacıdan 155.360,21 TL alacaklı olup, takas talebinin yerinde olduğu,
iptali ve iadesi istenen teminat mektupları konusunda davalının herhangi bir tasarrufu bulunmadığı,bu konuda oluşmuş bir çekişme olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 150.000 TL'nın 22.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının alacağı olan 150.000 yönünden 22.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte takas hükümlerinin uygulanmasına,davacının diğer teminat mektuplarının iptali isteminin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne,
15.000 TL manevi tazminatın 22.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,karşı davanın kısmen kabulüne 5.360,21 TL'nın 22.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, karşı davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin devamı nedeniyle teminat mektuplarının iadesinin gerekmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak,davaya karşı başlangıçta takas mahsup savunmasında bulunan davalı, yargılamanın devamı sırasında birleşen davada açtığı karşı davasında aynı alacağın tahsilini talep etmiş olup, bununla asıl davadaki takas mahsup savunmasından zımmen vazgeçmiştir. Bu itibarla, mahkemece, davalının asıl davadaki takas mahsup savunmasından vazgeçtiği nazara alınarak asıl davaya konu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüte de yol açacak şekilde takas mahsuba karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı (karşı davacı) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece, asıl davada davalının takas mahsup savunmasının dikkate alındığı gerekçesiyle, karşı davanın (asıl davada takas/mahsup talep edilen alacak kısmı da mahsup edilmek suretiyle) kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa yukarıdaki bentte açıklandığı üzere, davalının karşı dava açmakla asıl davadaki takas savunmasından vazgeçtiği kabul edilmeli,davalının talep edebileceği tüm alacak miktarı yönünden karşı davada hüküm kurulmalı, hem asıl, hem de karşı davanın yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil tüm sonuçları, hem asıl hem de karşı dava yönünden ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bu durum kaşısısında mahkemece, karşı dava yönünden de taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karşı davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilnin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/506, K. 2012/12189, 10 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama