KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/5322 E., 2013/21459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
830 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2006 tarih ve 2002/661-2006/396 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan İNG Bank vekili Av. .... ve borcu üstlenen TMSF vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin Yurtbank AŞ.’nin Mecidiyeköy şubesinde hesabı bulunduğunu, banka personelinin aldatması ve kasti yönlendirmesi ile parasının off-shore hesabına yatırdığını, müvekkili parasının hiçbir zaman off-shore hesabına gitmeyip, Yurtbank A.Ş.'nin uhdesinde kaldığını, banka tarafından şubelere gönderilen yazılarda paraların off-shore hesaba yönlendirilmesinin istenildiğini, banka personelinin yönlendirmesi ile paranın off shore hesaba gönderildiğini, ileri sürerek, 29.834,00 TL'nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davacıların parasının off-shore hesabına havale edildiği, davacının hesabının Yurt Security Off-Shore Ltd'de olması nedeniyle davacıların öncelikle bu şirketten talepte bulunmasının gerektiği, davanın henüz erken açılan bir dava olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise, paranın havale edildiği adı geçen şirket ile davalının her hangi bir irtibatının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davalı TMSF yönünden ise idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin BDDK ve TMSF yönünden yaptığı temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davalı banka yönünden yaptığı temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi’nde bulunan davacılara ait mevduatın, davacıların iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı banka yönünden davanın zamansız açıldığı, davalı ... yönünden ise paranın yatırıldığı Yurt Security off shore Ltd. ile adı geçen davalının bir ilgisinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkeme kararından sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı
Banka'nın külli halefi Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan ...hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, ...ve Yurtbank A.Ş.’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak ...tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır.
Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş.’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağının Yurt Security Off-Shore Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davalı bankaya yöneltilen davanın zamansız olarak nitelendirilemeyeceğinin kabulü ile ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, gerek davalı ...’in ve gerekse davalı bankanın davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere anılan davalılara yönelik yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca, Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilindiği üzere mahkeme kararından sonra Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2007 tarih, 2005/120 Esas, 2007/381 Karar sayılı ilamı ile aleyhine hüküm kurulan davalılardan ...'in iflasına karar verilmiştir.
İİK.nun 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır.
İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir.
O halde, davalı ... ile ilgili iflas davası dikkate alınıp, alacaklıların ikinci toplantısının yapılıp yapılmadığı araştırılıp, toplantının yapılmadığının belirlenmesi halinde bir ara karar ile davanın anılan maddede açıklandığı şekilde durmasına karar verilmesi ve şayet toplantının yapıldığı anlaşılmış ise iflas idaresi huzuruyla davaya devam edilerek sonuçlandırılması için kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5322, K. 2013/21459, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama