KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/5804 E., 2013/19313 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
1.071 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2011 tarih ve 2005/223-2011/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin yapımcısı olduğu "Hayat Bilgisi" isimli dizide Şubat 2003-Haziran 2004 tarihine kadar yardımcı oyuncu olarak yer aldığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığını, ancak müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, toplam 60 bölümde dizide yer aldığını, müvekkilinin Ağustos 2004 ayında yeni sezon çekimleri için sete davet edildiğini, ancak çekim tarihinden bir gün önce müvekkiline artık dizide kendisi ile çalışılmayacağının bildirildiğini, yazılı olmayan iş akdinin sözlü olarak ve hiçbir geçerli neden bildirilmeden haksız olarak sona erdirildiğini ileri sürerek,
akdin haksız feshi nedeniyle 1.000 TL, dizinin eski bölümleri iki ayrı televizyon kanalında yayının devam etmesi nedeniyle piyasada müvekkilinin sözleşmesinin devam ettiği izlenimi oluşması nedeniyle iş teklifi gelmediğini, müvekkilinin bu nedenle uğradığı zarar nedeniyle 1.000 TL ve dizinin tekrarlarının sürekli yayınlanması nedeniyle 1.000 TL olmak üzere toplam 3.000 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu Hayat Bilgisi isimli televizyon dizisinin yapımcısı olduğunu, davacının bu dizide 2005 yılına kadar yayınlanan 82 bölümün bir kısmında alt derecede yardımcı oyuncu (kantinci) olarak yer aldığını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir iş akdinin bulunmadığını, görev aldığı dizi bölümleri için gerekli ödemelerin davacıya yapıldığını ve herhangi bir alacağının kalmadığını, davacının iddialarının yersiz olduğunu, dizinin tüm mali haklarının müvekkiline ait olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 5846 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde icracı sanatçıların "bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" olarak tarif edildiği, davacının icrasının özgün icra mahiyetinde olmadığı, davacının yazılı sözleşme ibraz etmemesi sebebiyle sözleşmeden kaynaklanan bir alacağı bulunduğunu da kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında, mali hakları davalı yapımcıya ait olan "Hayat Bilgisi" adlı TV dizisinde davacının yardımcı oyuncu olarak üstlendiği rolün esere bir katkısı bulunmadığı, özgün bir icra olarak nitelendirilmesinin mümkün olamayacağı, bu nedenle de 5846 sayılı FSEK 80. maddesi uyarınca davacının icracı sanatçı olmadığı görüşü açıklanmıştır.
Dava konusu "Hayat Bilgisi" TV dizi filminin 5846 sayılı FSEK 5. maddesine göre sinema eseri olduğu, davacının bu dizisinin bazı bölümlerinde "Kantinci" rolü ile yardımcı oyuncu olarak yer aldığı hususları dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
5846 sayılı FSEK 1/B-(k) ve 80/1.maddeleri uyarınca, icracı sanatçı; eser sahibinin izniyle bir eseri özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden kişidir. Yine, aynı Kanun'un 80/2. maddesine göre de, film yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra ilk tespitini gerçekleştirdiği film üzerinde bu maddede sayılan haklara sahip olur.
Ayrıca, 5846 sayılı FSEK 6/3.maddesi uyarınca, işlenme suretiyle film haline getirilen senaryo / diyalog veya bu kapsamda dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eserini sözlü ya da sözsüz olarak aynı Kanun'un 1/B-(k) ve 80/1.maddeleri uyarınca "özgün bir biçimde" icra eden kişi icracı sanatçı olarak korunur.
Öte yandan, bir sinema eserinde rol alan, ancak icrasını alelade ifa eden kişilerin "özgün biçimde icra" unsurundan yoksun olan oyunculuklarının da FSEK 80/1.maddesi anlamında "icracı sanatçı" olarak nitelendirilemeyeceği aşikardır.
Ancak, az önce de açıklandığı üzere bir sinema eserinde komşu hak sahibi icracı sanatçı olarak 5846 Sayılı FSEK kapsamında koruma sağlanmasının temel koşulu, o sinema eserine temel oluşturan yazılı ya da sözle ifade edilen ilim ve edebiyat eserinin veya yönetmenin fikri çabası ve yorumuna göre gerçekleştirilen icranın "özgün bir biçimde" ifa edilmesidir.
Bu bakımdan, bir sinema eserinde rol alan kişilerin icracı sanatçı sıfatını kazanıp kazanamayacakları hususu; bu eserde rol alan kişilerin asıl ya da yardımcı oyuncu olup olmadıklarından ziyade; icranın "özgün bir biçimde" gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği dikkate alınarak ve her somut olay bakımından ayrı ayrı tartışılıp belirlenmelidir.
Bu belirlemenin de, sinema eserinin özgün koşullarının yanı sıra; meydana getirilen görüntüler dizisinin izleyicide uyandırdığı izlenim itibariyle icranın özgünlük taşıyıp taşımadığının konusunda sinema sanatına özgü dil ve teknik konusunda uzman olan bilirkişilerce yapılması gereklidir.
Bu hususta, görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında sinema sanatı ile ilgili birer akademisyen ve yönetmen bulunmasına rağmen, düzenlenen raporlarda genel ve soyut değerlendirmeler yapıldıktan sonra, gerekçesi de açıklanmadan davacının yardımcı oyuncu olduğu, üstlendiği rolün esere bir katkısı olmayıp 5846 sayılı FSEK 80/1.maddesi anlamında özgün bir icra olarak nitelendirilemeyeceği görüşü açıklanmıştır. Bilirkişi raporunun bu şekliyle yeterli özel ve teknik bilgiyi içerdiğinden söz edilemez.
Ancak, somut uyuşmazlıkta davacının 5846 sayılı FSEK 80/1. maddesine göre icracı sanatçı olarak kabulü halinde dahi, taraflar arasında icranın tespitine ve sözkonusu "Hayat Bilgisi" adlı TV dizisinin tümüne ilişkin yardımcı oyunculukla ilgili süreklilik taşıyan yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Buna karşın, davacının icrasını gerçekleştirdiği dizi bölümleriyle ilgili oyunculuk ücretinin ödendiği, arada yazılı sözleşme olmasa dahi, bu bölümlere ilişkin olarak tarafların edimlerini karşılıklı biçimde ifa ettiği ve çekilen bölümlerin bir TV kanalında temsil edildiği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 5846 sayılı FSEK 80/2.maddesi uyarınca dizi filmin bölümlerinin ilk tespitini yapan davalının gerçekleştirdiği bu tespitler üzerinde müstakil olarak film yapımcısı hakkı doğmuş bulunmaktadır. Aksi kararlaştırılmadığı sürece, davalı film yapımcısı gerçekleştirilen film tespitleri üzerindeki mali haklarını bağımsız olarak kullanabilme yetkisine sahiptir.
Yine, aynı şekilde yazılı bir sözleşme olmasa dahi, "Hayat Bilgisi" adlı TV dizisinin çekimi yapılan bölümlerine ilişkin taraflar edimlerini yerine getirdiklerinden; davacının bu tespitlere izin vermiş sayılacağının ve bu iznin de tespitin yapıldığı tarihteki mevcut ve olağan iletişim ve temsil vasıtaları yoluyla temsil ve umuma iletim haklarını da kapsadığının kabulü gerekir.
Bu nedenle de, davacının söz konusu TV dizisinin eski bölümlerinin çeşitli TV kanallarında tekrar gösteriminden dolayı makul bir pay verilmesini ya da bu nedenle kendisinin halen aynı dizide rol aldığı izlemini yaratıldığı ve yeni iş teklifleri alamadığından bahisle yoksun kaldığı gelirin tahsilini talep etmesi mümkün değildir.
Öte yandan, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından davacının ancak çekimi gerçekleştirilen bölümlerle ilgili oyunculuk bedeli isteme hakkı olup, TV dizisinin ileride gerçekleştirilen bölümlerin tümü üzerinde sözleşmesel bir hakka dayanması mümkün olamayacağından, işbu davada oyunculuk sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat talep etmesi de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, her ne kadar mahkemece de benimsenen bilirkişi raporundaki açıklama ve değerlendirme yeterli değilse de; mahkemenin ret kararı açıklanan bu gerekçe sonucu itibariyle doğru görüldüğünden kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5804, K. 2013/19313, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama