KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/6185 E., 2012/15278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.02.2012 tarih ve 2011/578-2012/186 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.10.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 14.03.2007 tarihli, 3 O 151/06 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
5718 sayılı MÖHUK’nun 50/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Anılan yasanın “Dilekçeye Eklenecek Belgeler” başlığını taşıyan 53. maddesinde tenfiz dilekçesine “Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi”nin ekleneceği düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, mahkemece resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir.
Somut olayda, tenfizi istenen Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın bir suretinin davalılara 17.04.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 08.10.2007 tarihi olduğu karar üzerinde şerh edilmiş ise de, kararın davalıya ne şekilde tebliğ edildiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece, davacı vekiline yabancı mahkeme kararının davalılara tebliğine ilişkin belgeleri sunması için kesin süre verilmiş ise de, kesin sürenin sonuçları hatırlatılmadığı için verilen bu kesin süre davacı aleyhine bir sonuç doğurmaz.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafa sonuçları da hatırlatılmak suretiyle tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının davalılara yapılan tebliğine ilişkin belgeleri sunması, şayet sunamıyor ise nerede olduğunu bildirmesi için usulüne uygun olarak yeniden süre verilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/6185, K. 2012/15278, 5 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama