KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/6912 E., 2012/13952 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/09/2011 tarih ve 2011/242-2011/430 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 09.08.2006 tarihli, 7 O 5/06 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usule göre Adalet Bakanlığı aracılığı ile tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafça buna ilişkin belgelerin ibraz edilmediği, dolayısı ile usulüne uygun olarak kararın kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılmadığı, adi posta yolu ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davaya konu Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılama sonucu verdiği kararın dosya içinde mevcut belgelerden Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile davalının vekili Av. Osman Pınarbaşı’na 13.11.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve her hangi bir itiraza uğramadan 26.01.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, tenfizi istenen mahkeme kararının usulüne uygun olarak davalının vekiline tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleştiği gözetilerek yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/6912, K. 2012/13952, 21 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama