KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/7200 E., 2012/10300 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
731 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.02.2012 tarih ve 2012/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyenler vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati tedbir isteyenler vekili, müvekkilleri ... ile Jeff Tyber'in, sağlık sektöründe kullanılan vida ve söz konusu vidanın ameliyatla insan vücuduna yerleştirilmesinde kullanılan aletler için 21.12.2010 tarihli tasarım tescil belgesinin sahibi olduklarını, ayrıca aynı müvekkillerinin “Bir ortopedik vidalama aygıtı” başlıklı faydalı model başvurularının bulunduğunu, aleyhine tedbir istenen şirketler tarafından üretilen ve pazarlaması yapılan ürünün, müvekkillerinin tasarım ve faydalı model tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğunu, ayrıca söz konusu taklit üretimlerin, diğer müvekkili şirkete karşı haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Aleyhine tedbir istenenler vekili, tedbir isteyenlerin ürünleri ile müvekkili şirketlerin ürünlerinin birbirlerinden oldukça farklı olduklarını, tedbir isteyenler tarafından faydalı model müracaatı yapılan buluşun yeni olmadığını, ayrıca yine tedbir isteyenler adına tescilli olan tasarımın da yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığını, talebin teknik bir inceleme ve araştırma gerektirdiğini savunarak, tedbir talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati tedbir isteyenlerin tedbir istemlerinin, faydalı model belgesi başvurusu yönünden HMK'nun 390. vd. maddeleri ile 551 sayılı KHK'nun 151. maddesi uyarınca kabulüne, tasarım hakkı ve haksız rekabete dayalı ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Aleyhine tedbir istenenlerin itirazı üzerine mahkemece, verilen ihtiyati tedbir kararının, HMK'nun 396. maddesi uyarınca teminata dönüştürülmesine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbirin kısmen reddine ve verilen ihtiyati tedbir kararının teminata dönüştürülmesine ilişkin kararlar, ihtiyati tedbir isteyenler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ihtiyati tedbir isteyenler vekilinin 26.03.2012 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilecektir.
Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır.
Gerekçede de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır.
Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 01.06.2012 tarihli Hukuki Mütalaa).
Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz hakkında verilen karar temyiz edilemez. Mahkemenin, temyize konu 11.04.2012 tarihli kararında da açıkça daha önce verilen 26.03.2012 tarihli ihtiyati tedbir kararının HMK'nun 396. maddesi uyarınca değiştirilmesine karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
HUMK'un 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden ihtiyati tedbir isteyenler açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden ihiyati tedbir isteyenler vekilinin 11.04.2012 tarihli karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/7200, K. 2012/10300, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama