KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/7668 E., 2012/11366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
381 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2009 gün ve 2008/169-2009/368 sayılı kararı onayan Daire’nin 07.02.2012 gün ve 2010/9083-2012/1518 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1968 tarihinden beri “VİP” unvanını kullandığını, aynı ibareyi 1994 yılında da marka olarak tescil ettirdiğini, bu markanın tanınmış hale geldiğini, bu durumun mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalı gerçek kişinin ise “OTO VİP” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için diğer davalıya başvuru yaptığını, bu başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak bu kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, zira söz konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığını, iltibas tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek,
davalı TPE YİDK 2008-M-1466 sayılı kararının iptaline, diğer davalı adına tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının markası ile davalının başvurusu arasında, başvuru kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında bir benzerlik ya da yakınlık bulunmadığı, davacının markasının tanınmışlığı turizm sektörüne ilişkin olduğundan ve davalının marka kapsamında bu türden bir hizmet bulunmadığından, davalının markasının tescil olunmak istendiği hizmetlerde kullanılmasının davalının haksız kazanç elde etmesi, davacı markasının tanınmışlığına veya itibarına zarar vermesi sonuçlarını da doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 07.02.2012 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/7668, K. 2012/11366, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama