KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/8156 E., 2012/12049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.02.2010 tarih ve 2008/549-2010/19 sayılı kararı bozan Daire’nin 30/01/2012 gün ve 2010/10952-2012/980 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kaybettiği nüfus cüzdanını bulan kişilerce kimlik bilgileri kullanılarak sahte nüfus cüzdanı düzenlenip bu cüzdan ile noterden imza sirküleri çıkartıldığını, davalı Bankada çek hesabı açıldığını, gerekli özen gösterilmeden verilen çek karneleri nedeniyle müvekkilinin tutuklandığını, tekrar tekrar emniyet ve mahkemede ifade vermek zorunda kaldığını, evine sık sık polis gelmesi nedeniyle itibarının zedelediğini, karşılıksız çek keşide etmekten Merkez Bankası kayıtlarına alınması nedeniyle hiç bir şekilde kredi ve çek karnesi kullanamadığını, aile saadetini kaybettiğini ileri sürerek, 500.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden ticari işlerde uygulanan en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ..., noterliklerinde işlem yapılırken gerekli kontrollerin yapıldığını, görevi ihmal suçundan açılan davada beraat ettiğini, talep edilen tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili, zamanaşımı yönünden ve esastan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, faili meçhul kişi gerçek nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığından noterin nüfus sistemi veri tabanına girse dahi aynı bilgilerle karşılaşacağından noter yönünden illiyet bağının kesildiği, banka yönünden ise imza sirkülerinin noter tarafından düzenlenmesi sebebiyle iğfal kabiliyetinin bulunduğu,
dava dışı faile davacıya ait kimlik belgesine istinaden çek karnesi veren davalı Banka'nın yasanın aradığı tüm belgeleri elde ettiği, resmi belgeye dayanması nedeniyle banka yönünden de illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle her iki davalı yönünden davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.01.2012 günlü ilamıyla davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek,
karar ilamda açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuş, bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Davalılar vekilleri bu kez ayrı ayrı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/8156, K. 2012/12049, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama