KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/8847 E., 2012/13018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2010 gün ve 2008/270-2010/538 sayılı kararı onayan Daire’nin 17/02/2012 gün ve 2010/10890-2012/2173 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılar arasında Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalıların bu kredinin müşterisi ve kefilleri olduklarını, hesabın kat edilmesine ilişkin ihtarnamenin tebliğine rağmen davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutularak şimdilik asıl alacak, işlemiş faiz ve işlemiş %5 BSMV' si olmak üzere toplam 23.953,14 TL'nin temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı banka ile davalılar arasında daha önceden düzenlenen genel ticari kredi sözleşmesi bulunduğu ancak, davaya konu olacak miktarının, davalıların bilgisi dışında davacı banka çalışanı ... tarafından yapılan usülsüz işlemler neticesinde ortaya çıktığının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı,
davacı iddiası ile bu iddiaları büyük oranda destekleyen ve itibar edilmeyen bilirkişi raporunda her ne kadar kredi çekilen dekont üzerinde davalı imzasının bulunduğu gerekçesiyle davalıların sorumlu olacağı belirtilmiş ise de salt dekonttaki müşteri imzasının varlığının yapılan işlemin usulüne uygun olduğu sonucunu doğurmayacağı, söz konusu dekonttaki imzanın hile ve benzeri usulsüz yollarla alınmamış olması gerektiği, dosya kapsamında toplanan delillerden bahse konu tediye fişlerindeki imzaların hile yoluyla alındığının anlaşıldığı, zira.
Savcılık soruşturma dosyaları ve banka müfettiş raporlarından, banka görevlisi ...'nun büyük çaplı usulsüz işlemler neticesinde zimmet fiilini işlediğinin sabit oldugu, görevlinin kasasında mudilere ait irzaları içeren boş tediye fişlerinin bulunduğu, davacı bankanın görevlisinin müşteriler ile iyi ilişkilerine dayanarak açtığı imzalı tediye fişlerini kullanmak suretiyle hesaplarda usulsüz işlemler yaptığının sabit olduğu,
banka çalışanı ...'nun intihar etmeden önce düzenlediği ve bizzat kendi eli ürünü olduğu tespit edilen "Bana ait kredileri işaretledim" şeklinde not düştüğü 07/012007 tarihli kredi fihristinde davalı müşterinin de işaretli bulunduğu, davacı bankanın bir güven kurumu olması itibariyle çalıştırdığı yetkili kişilerin işlemlerinden kural olarak sorumlu olduğu,
faaliyetlerinin mevzuata, iç düzenlemelerine ve bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesini sürekli denetlenmesi gerektiğinden sorumlu müdür ve yardımcı diğer personelin haricinde kredi komitesinin varlığı da göz önünde tutulduğunda BK.nun 55. maddesi gereğince davacı bankanın mevcut zarardan kendisinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/8847, K. 2012/13018, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama