KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/8971 E., 2012/12915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.05.2010 tarih ve 2010/107-2010/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili, davalı banka vekili, ihbar olunan nüfus müdürlüğünü temsilen hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin banka hesabından vadesinden önce üçüncü kişilerce para çekilerek hesabının kapatıldığını, sahte belge ve kimlik kullanan ve sahte imza atan kişilere ödeme yapan davalının sorumlu olduğunu, bu kişilerin halen ağır ceza mahkemesinde yargılandıklarını ileri sürerek, 17.347,79 TL vadeli hesabın 45 günlük vadesi dolduğunda ulaşacağı bedelin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, 23.05.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 23.005,31 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, nüfus müdürlüğünden verilmiş bir cüzdana dayalı olarak noterce düzenlenen vekaletname ile gerçekleştirilen işlemde, bu belgelere güvenmek zorunda olan müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının müterafik kusurunun bulunduğu savunmasının üzerinde durulması ve Yargıtay'ca karar bozulduktan sonra ıslah yolundan yararlanmaya olanak bulunmaması gerekçeleriyle kararın 3. kez bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kimliğini kaybetmemiş olup örgütlü sahtecilik olayının mağduru olduğundan müterafik kusurunun bulunmadığı, ıslahla talep edilen 23.005,31 TL'nın ilk dava dilekçesinde istenen miktarın 45 günlük vade sonunda ulaştığı bedel olduğu, bozma sonra ıslah işleminin gereksiz olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 23.005,31 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı banka vekili, ihbar olunan Nüfus Müdürlüğünü temsilen hazine vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacılar vekilinin temyiz itirazına gelince; davacı dava dilekçesinde alacağının mevduat faiziyle tahsilini talep etmiş olup mahkemece yasal faize hükmedilmiş ise de davacı avans faizinden daha yüksek oranda bir faiz talep ettiğine göre avans oranında faize hükmetmek gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3) İhbar olunan Nüfus Müdürlüğünü temsilen hazine vekili her ne kadar hükmü 08.11.2010 havale tarihli dilekçesi ile temyiz etmiş ise de, davada ihbar olunan sıfatı dışında başkaca bir sıfatı bulunmadığı ve aleyhine hüküm de oluşturulmadığı görülmekle hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmış, ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/8971, K. 2012/12915, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama