KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/9212 E., 2012/14367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2010 tarih ve 2008/587-2010/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kredi kartı bilgilerinin ele geçirilerek davalı Logic Bilişim Sis. Dan. San. Tic. Ltd.Şti'ni internet sitesinden arka arkaya 47 ayrı işlemle 2.773 TL tutarında kontör alındığını, davalı Banka'nın kerdi kartı bilgilerinin korunması için gerekli tedbirleri almadığını, peşpeşe gerçekleştirilen işlemler sırasında davacıyı uyarmayan, keza limit üstü haracamaya göz yuman bankanın fahiş kusurlu olduğunu, diğer davalının ise işlemlerin yapıldığı internet alışveriş sitesinin sahibi olarak sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 2.773 TL'nın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, davacının kredi kartı üyelik sözleşmesiyle kart şifresi ve bilgileri kullanılarak yapılan harcamaların kendisi tarafından yapılmış sayılacağını kabul ettiğini, alışverişin yapıldığı diğer davalıya ait internet sitesinde 3D Secure güvenlik sisteminin kullanıldığını, bu siteden kredi kartı ile işlem yapılabilmesi için tüm kart ve şifre bilgileri ile davacıya özel güvenlik sorularının kullanıcı tarafından girilmesi gerektiğini, bu durumda işlemin bizzat davacı tarafından veya bilgileri ele geçiren 3. kişiler tarafından yapılmış olduğu sonucunun doğduğunu,
oysa kart ve kullanıcı bilgileri ile şifrenin korunmasının davacıya ait bir yükümlülük olup, bu bilgilerin korunmasında özenli davranmayan davacının kusurlu ve oluşan zarardan sorumlu olduğunu savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, zararın davalıların kusurundan kaynaklandığının sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı ...hakkındaki tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının davalı Banka hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; dava kredi kartından rıza hilafına gerçekleştirilen ve hesap ekstresi borcu olarak davacı tarafından davalı Banka'ya ödenmek durumunda kalınılan tutarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak,somut uyuşmazlıkta, kredi kartı kişisel bilgilerinin davacının bilgisi dışında kötü niyetli üçüncü kişi tarafından ele geçirildiği, bu bilgiler kullanılarak internet üzerinden harcama yapıldığı, davalı Banka'nın peş peşe 47 işlemle gerçekleştirilen bu harcamaların kredi kartı hesabından ödenmesine onay verdiği, bilahare yapılan harcamaların kredi kartı hesap ekstresi borcu olarak davacıdan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, zararın kredi kartı bilgilerini koruyamayan davacının kusurlu davranışından kaynaklandığı belirtilmiş ise de, bilgilerin davacıdan ne şekilde elde edildiğine dair bir tespit yapılmamış, davacının hangi eylemi dolayısıyla kusurlu sayıldığı ve buna ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, sahtecilik işleminin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiği, kredi kartı kullanılarak harcanan paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, sahtecilik işleminde davacının el ve işbirliği bulunduğunun kanıtlanamadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/9212, K. 2012/14367, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama