KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/9351 E., 2012/13244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/10/2010 tarih ve 2010/111-2010/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1893 yılından beri taşıma işinde faaliyet gösterdiğini, ‘at arabası’ şeklinden oluşan markası ile ‘Tuzcuoğlu Nakliyat’ ibaresini unvanında kullandığını, davalının atlı araba şekil+ ‘Tuzcuoğlu Nakliyat’ sözcük markasına tecavüz teşkil eden markasının hükümsüzlüğü, unvanında bulunan ‘Tuzcuoğlu’ sözcüğünün terkini için açılan davanın kabul edildiğini, mahkeme kararında kötüniyetli olduğunun tespit edildiğini, davalının infaz edilen mahkeme kararına rağmen yeni firma kurarak yine unvanında ‘Tuzcuoğlu’ ibaresini aldığının, atlı araba şekil + ‘Tuzcuoğlu Nakliyat’ markasını adına tescil ettirdiğinin ortaya çıktığını,
marka ve ticari haklarına tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, müvekkiline ait markayı taşıyan iş evrakları, araçları ve tanıtma vasıtalarına el konulmasına, el konulanlar üzerinden silinmesine, silinmesi mümkün değilse imhasına, unvanına vaki tecavüzün önlenmesine ve ortadan kaldırılması amacıyla ticaret unvanında bulunan ‘Tuzcuoğlu’ sözcüğünün unvanından çıkarılmasına, haksız rekabetin varlığının tespitine, önlenip durdurulmasına ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
10 milyar maddi ve 20 milyar manevi tazminatın tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının, davacı şirkete ait markaya rağmen bilerek iltibaslı marka tescili yaptırması, kullanması, kendi ticaret unvanına, ayırt ediciliği sağlayıcı ekler koymaksızın tescilleyip kullanmasının, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, bu markayı taşıyan tanıtım gereçlerine el konularak kaldırılmasına, silinmesine, tecavüzlü yazı ve işaretlerin kaldırılmasına, imhasına, hükmün sair yönlerine ilişkin temyiz itirazları reddolunduğundan, 2007/166 E – 2008/51 K sayılı ve 21.04.2008 tarihli hükme yollama ile yetinilmesine, bu yönler bakımından yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/9351, K. 2012/13244, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama