KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/11172 E., 2013/20428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2011 gün ve 2008/217-2011/274 sayılı kararı onayan Daire’nin 04.03.2013 gün ve 2012/4249-2013/3880 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri özellikle dershanecilik, eğitim-öğretim hizmetleri ve yayıncılık alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 23.07.2001 tarihinde "ÇÖZÜM" ibaresini marka olarak 2001/14565 numara ile tescil ettirdiğini, davalının aynı sektörde dershane olarak faaliyet göstermekte olduğunu, davalının iltibasa yol açabilecek derecede benzer ve aynı hizmete ilişkin olarak müvekkilin tescilli markasını kullanması sonucu müvekkilin markası ve tanınmışlık düzeyinin haksız olarak ihlal edilip, ayırt edicilik özelliğinin zedelendiğini,
davalı şirketin ticari faaliyetlerinde ticaret unvanından farklı olarak kullanmış olduğu Çözüm Eğitim Kurumlan ibaresinin müvekkilin tescilli markası ile iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğunu, davalı şirketin ticaret unvanını aldığı şekliyle kullanmamasının, müvekkilin tescilli markasının ana unsuru olan “Çözüm” sözcüğünü öne çıkmasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesi gereğince iltibasa yol açtığını ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, giderilmesine,
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 YTL maddi ve 10.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin, Çözüm Eğitim Kurumları Dershanesi adı altında 1997 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, davacının, dava konusu markayı 2001 yılında tescil ettirmiş ve dolayısıyla müvekkilden çok sonra bakanlık izin ve valilik ruhsatını almış bulunduğunu, burada mağdur olanın müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, davacı markasında kullanılan şeklin çalışkanlığı ifade eden doğada var olan bir canlı olan karıncaya ait bir figür olduğu, davalının kullandığı figürün ise yine karıncaya benzetilen ve doğada var olan canlının başka bir figürü olduğu, söz konusu şekillerin konumlarının farklı olduğu, bu şekillerin doğada var olan bir canlının farklı figürleri olduğu, birbirine benzemediği ayrıca davacının dava dilekçesinde tecavüzün "çözüm" kelimesini kullanımının tecavüz olduğunu bildirerek "çözüm" kelimesini
kullanımının engellenmesini istediği, şekil unsurundan ve bunun tecavüz yarattığından bahsetmediği ve şekil unsurunun tecavüz yarattığından bahisle buna ilişkin bir talebin olmadığı, marka ve ticaret unvanında asıl unsurun "Çözüm" ibaresi olduğu gözönünde bulundurulduğunda markaya tecavüz veya haksız rekabet yaratacak nitelikte bir kullanımın olmadığı ve tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 04.03.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/11172, K. 2013/20428, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama