KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/11650 E., 2013/17068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
885 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2011 tarih ve 2011/182-2011/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi tahsis kararının ayrıca davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, Toprakbank'tan kullandığı kredi ile villa aldığını, krediyi ödeyemediğini, kredi hesabının kat edilerek kendisinden 208.000,00 TL'nin istendiğini, bunu da ödeyemeyince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, aynı yıl Toprakbank'ın TMSF'ye devredildiğini, takibe TMSF'nin devam ettiğini, ancak icra takibi devam ederken kendisinin iflasına karar verildiğini, TMSF'nin takibi iflas idaresine karşı sürdürmesi gerekirken kendisine karşı sürdürdüğünü, satışa çıkan ipotekli gayrimenkulü borca mahsuben TMSF'nin aldığını,
davalı TMSF'nin iflas masasına 340.000,00 TL rehinli alacak ve 3.200.000 TL faiz alacağı kaydı yaptırmak istediğini, faiz kaydı kabul edilmediği için alacaklı tarafından kayıt kabul davası açıldığını, TMSF'nin başlattığı indirimli ödeme kampanyasına olumsuz koşullar nedeniyle başvurmak zorunda kaldığını, ihalenin feshi davasından feragat ettiğini, ödemeleri de yaptığını, davalının kayıt kabul davasının da açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dolayısıyla masaya alacak kaydının yapılmadığını, 2009 yılı mart ayında iflasının kapandığını, 06.04.2009'da iflas kapanmasının kesinleştiğini,
TMSF ile anlaşmayı kayıt kabul davasının olumsuz sonuçları nedeniyle yaptığını, İİK'nın 191'inci maddesine göre müflisin masaya giren mallar üzerinde tasarruf hakkının kalktığını, dolayısıyla bu anlaşmanın ve yaptığı ödemelerin bir sonuç doğurmadığını, yasal açıdan hükümsüz olduğunu, TMSF'nin de bu anlaşmayı iflas masasından gizlediğini, diğer davalı Av. Ajda Bilgehan'ın da protokolde bu yönde bir hüküm olmadan dava kazanmış gibi kendisinden ücreti vekalet tahsil ettiğini,
bu tahsilatın da hükümsüz ve batıl olduğunu ileri sürerek TMSF'ye yaptığı 108.715,00 TL ve vekili Av. ...'a yaptığı 20.000,00 TL'lik ödemlerin davalılardan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının yapmayı ısrarla istediği ve imzaladığı protokolün geçersiz kılınması halinde indirimin ortadan kalkacağını, daha fazla borç yükü altına gireceğini, bu sebeple davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, hükümsüzlüğün ancak iflas alacaklıları tarafından talep edilebileceğini, bir an için ödenen paranın iadesine karar verilse bile paranın elinde aciz vesikası bulunan alacaklılara verileceğini, davacının kötüniyetli olduğunu, TMSF'nin davacıya da yaptığı indirimin standart bir indirim olduğunu,
protokol uyarınca yapılan indirimin iflas masasının lehine sonuç doğurduğunu, davacının ipotekli taşınmazın müvekkili tarafından cebri tahsilat sonucu alınması ve üçüncü şahsa satılması işlemleri nedeniyle tapu iptal davası açtığını, bunun protokole aykırılık teşkil ettiğini ve indirim protokolünün geçersiz sayıldığını, bundan dolayı davacının halen TMSF'ye 3.000.000 TL'nin üzerinde borcunun bulunduğunu, iade talebinin bu sebepten de mümkün olmadığını, ücreti vekaletin de yasal olarak tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, İİK'nın 191/1 maddesi uyarınca iflasın açılması ile borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini kaybettiği ve dolayısıyla malvarlığına dahil değerler üzerindeki hukuki işlemlerinin iflas alacaklılarına karşı geçersiz olduğu, davacının İİK'nın 254. maddesi kapsamında verilen 01/03/2009 tarihli iflas kapatma kararının 06/04/2009 tarihinde ilan edildiği, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarih itibarıyla başlaması gerektiği, zamanaşımı süresi dolmadan davanın açılmış olduğu,davacı yanca iflas tasfiyesinin devamı sırasında alacaklı TMSF ile yapmış olduğu,
protokol kapsamında alacaklı TMSF'na ve vekiline yaptığı ödemelerin İİK'nın 191. maddesi gereği iflas alacaklılarına karşı hükümsüz bulunduğu, müflis borçlunun yasada öngörülen geçersizliğe dayanılarak iade talebinde bulunamayacağı, ayrıca Borçlar Kanunun 25. maddesi gereğince "Hataya düçar olan taraf, hüsnüniyet kaidelerine muhalif bir surette ona istinat edemez" hükmün getirildiği, Türk Medeni Kanun'un 2. maddesinde de "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" hükmünün yer aldığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar lehine (tashihen) 11.792,90 TL ücreti vekalet takdirine karar verilmiştir.
Kararı,davacı ve davalı vekilleri (tashih kararını ayrıca davacı) temyiz etmişlerdir. 1- Mahkemece verilen 10.02.2012 tarihli tavzih kararı davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesi havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir.
Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır.
Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir. Davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmaksızın verilmiş 27.02.2012 tarihli temyiz dilekçesine konu 10.02.2012 tarih 2011/182-2011/90 sayılı tavzih kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı ile davalı vekillerinin 13.12.2011 tarih 2011/182-2011/90 sayılı karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ile davalı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/11650, K. 2013/17068, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama