KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/12120 E., 2013/16350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2013 tarih ve 2013/47-2013/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, müvekkilince ... Kuyumculuk Gıda Tav. Ür. Paz. Tic. San. Ltd. Şti'ne kredi kullandırıldığını, diğer borçluların da müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatı ile kredi sözleşmesini imzaladığını, 07.03.2013 tarihi itibariyle borcun 1.986.573,98 TL'ye ulaştığını, hesabın kat edildiğini ileri sürerek borçluların malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, talep kabul edilerek borçluların malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulmuştur.
Borçlu/itiraz eden Adım Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş vekili, kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediği, bu nedenle henüz muaccel hale gelmemiş ve doğmamış bir borç için ihtiyati haciz kararı verilmesinin doğru olmadığını, alacaklının borca yeter miktarda ipotek ve teminat aldığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, asıl borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla mallarını devrettiğini, hesabın kat edildiğini, ihtarnamelerin borçluların adreslerine gönderildiğini, borçluların imzaladığı kredi sözleşmesinin 36/a maddesinde "Bankanın muaccel olsun olmasın her türlü alacağı için ihtiyati haciz kararı alabileceğinin ve borçlunun bu hususta bir itirazının olamayacağının" düzenlendiğini, davacı firmanın da ihtiyati haciz kararının alındığı gün mallarını kaçırdığını savunarak itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kredi hesabının 06/03/2011 tarihinde kat edildiği, kredi sözleşmesinin 36'ıncı maddesinde alacaklı bankanın muaccel olsun veya olmasın alacağı için ihtiyati haciz kararı alabileceği, buna borçlunun herhangi bir itirazının olamayacağının imza altına alındığı, borcun muaccel hale gelebilmesi için kredi hesabının kat edilmesinin yeterli olduğu, ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliğ zorunluluğunun bulunmadığı,
İİK’nun 45'inci maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağı için iflas veya haciz yoluyla borçluları takip edebileceği, kefilin borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhinde de takipte bulunabileceği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz kararına itiraz eden vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/12120, K. 2013/16350, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama