KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/12975 E., 2013/18465 K.·(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/06/2011 gün ve 2009/218-2011/368 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.03.2013 gün ve 2012/2663-2013/5081 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince yapılan denetleme sonucunda, davalı şirket tarafından, şirket ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusuna girmediği halde, davalıya ait arsalar üzerinde yapılacak projeye ilişkin olarak sözleşme imzaladığı dava dışı ...Endüstrisi ve Elkt. San. Ltd. Şti'nin borçlarına ipotek, aval ve kefalet verildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46/1-c maddesi hükmü gereği hukuka aykırılığın tespitini ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş ise de, 03.07.2009 tarihli dilekçesi ile davayı kabul etmiştir.
Asli müdahil vekili, davalı şirketin, müvekkili bankanın kredi müşterilerinden dava dışı ...Endüstrisi ve Elkt. San. Ltd. Şti'nin kullandığı krediler için borçlu ve müteselsil kefil olarak imza atarak kendisine ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirdiğini ve kambiyo senedine aval verdiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle icra takibinin başlatıldığını, davanın kabulü halinde müvekkili bankanın hakkının zayi olacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirket ana sözleşmesi ile ipotek verme olgusunun şirket konusu içine alındığı, kefalet ve aval işlemlerinin ticaret hayatının vazgeçilmez işlemleri arasında olduğu, dava konusu işlemin davalı şirketin yetkili organları aracılığıyla usulüne uygun olarak tesis edildiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılığın bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafça dava kabul edilmiş ise de, kabul beyanından müdahil davalı yanın zarar göreceği açık olduğundan, kabul beyanının HUMK'nın 92-95. maddeleri anlamında davayı sonuçlandıran işlemlerden olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekili ile davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/12975, K. 2013/18465, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama