KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/13065 E., 2013/16652 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.08.2012 gün ve 2012/230-2012/336 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.05.2013 gün ve 2013/987-2013/10817 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının aldığı parayı geri ödememesi nedeniyle yurtdışında açtıkları davada verilen kararın kesinleştiğini bildirerek, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davalı şirket vekili karar düzeltme talep etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi talebine ilişkin olup yabancı mahkeme ilamı Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak 29.11.2010 tarihinde davalı şirkete Adalet Bakanlığı aracılığıyla tebliğ edilmiş ve kararın kesinleştiği 24.05.2011 tarihinde karara şerh edilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmekte olup 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nde tebligatların diplomatik yolla yapılacağı kararlaştırılmış olup bu yolla teblig edilmeyen bir yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi mümkün bulunmamaktadır.
Davalı şirket, yabancı mahkeme kararını 10.12.2010 tarihinde mahkemeye ulaşan dilekçe ile temyiz ettiğini, mahkemenin 2 haftalık temyiz süresinin kararın 06.08.2010 tarihinde posta yoluyla yapılan tebligattan başlayacağı ve Adalet Bakanlığ aracılığıyla yapılan tebliğin temyiz için hak bahşetmeyeceği gerekçesiyle temyiz talebinin reddedildiğini bildirerek buna dair belge ibraz ettiğine göre mahkemece davalı şirketin savunması üzerinde durularak kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmekle davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle,
Dairemizin 2013/987-10817 Sayılı ve 24.05.2013 tarihli onama ilamının davalı şirket yönünden kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13065, K. 2013/16652, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama