KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1330 E., 2013/17825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/11/2012 tarih ve 2012/395-2012/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi...'ün vefatından önce dava dışı bankadan almış olduğu 31.05.2010 tarihli, 10 yıl vadeli 42.500.00-TL tutarlı kredi için davalı tarafça uzun süreli kredi grup hayat sigorta poliçesi imzalandığını, poliçede dain mürtehin olarak dava dışı Finansbank Şubesi'nin, lehdar olarak kanuni varislerin gösterildiğini, poliçe primlerinin düzenli olarak banka hesabından tahsil edilmesi,
hesap müsait olmadığı takdirde, primlerin kredi kartından tahsili hususunda bankaya talimat verildiğini ancak sigortalı...'ün 24.04.2011 tarihinde vefatından sonra davalı tarafça ödenmesi gereken kredi borcunun ödenmediğini, müvekkillerinin haciz tehdidi altında kredi borcunu kapatmak zorunda kaldıklarını, hayat sigorta poliçesinin feshedildiğine dair herhangi bir bildirim yapılmadığını belirterek poliçeden kaynaklanan 42.500.00 TL vefat teminatının işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta primlerinin her yıl on eşit taksitte banka hesabından çekilmesi için bankaya talimat verildiğini, ilk üç ay primlerin belirtilen hesaptan çekildiğini, daha sonra 30.08.2010 ve 30.09.2010 aylarına ait primlerin kredili mevduat hesabından çekildiğini, 31.10.2010 ayı priminin tahsil edilemediğini, bu durumun hem sigortalıya hemde bankaya bildirilmesine rağmen primin ödenmemesi sebebiyle bankanın da onayı doğrultusunda 30.11.2010 tarihi itibariyle sigorta ilişkisinin sona erdirildiğini, sigorta tazminatı üzerinde daini mürtehin bankanın birinci derecede alacaklı bulunduğunu, sigortalının hayat sigortası yapıldığı tarihte tam sağlıklı olduğunu belirtmiş olması karşısında bu durumun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı arasında akdedilen hayat sigorta sözleşmesinde ve Hayat Sigortası Genel Şartları C.1/5 maddesi kapsamında düzenlenmiş olan sözleşmenin feshi için aranan taahhütlü mektup veya noter aracılığıyla ihtar şartının yerine getirilmemiş olduğu,
yine, sigortalı, sigortadan faydalanan ve rehin alacaklılarının sözleşmede üçüncü şahıs durumunda olup, prim ödeme borcu ve yükümlülüğü altında bulunmadıkları, davalıların murisinin sigortalı konumunda bulunduğu sigorta poliçesi bakımından sözleşmenin feshedilmediğinin ve yürürlükte olduğunun kabulü gerektiği, murisin sigorta sözleşmesi ve sertifika düzenlendiği tarihte hastalığını bildiğine ilişkin bir bulgu olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, murisin ölümünden sonra kalan kredi borcunun davacılar tarafından 14.07.2011 tarihinde dava dışı bankaya ödenmek suretiyle kapatıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1330, K. 2013/17825, 8 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama